Blog Widget by LinkWithin
Bu çığlığa sessiz kalmayın

Vartodan Alevi mitingine arac kaldirilacak


Varto ve Samsun'dan Kadıköy'e nehir olup akacağız
"PSAKD Varto Şubesi tarafından yapılan açıklama da ''Alevi Bektaşi Federasyonu öncülüğünde 8 Kasım 2009 Pazar günü Kadıköy’de yapılacak olan “EŞİT YURTTAŞLIK” mitingine katılmak üzere derneğimiz hazırlık yapmaktadır. Yönetim kurulu ve üylerimizden oluşacak bir heyet otobüs ile miting’te olacak ve alevi toplumunun haklı ve insanı taleplerini bir kez daha yasal çerçevede dile getireceğiz. Ötekileştirilmeye, ayrımcı politikalara ve hakaretlere artık son verin diyor, demokratik özgür bir ülke ve halkların kardeşliği için Vartolu Pir Sultanlar olarak geliyoruz.'' denildi."
Kaynak:Alevi Haber Ajansı
Geçen sene Ankara'da düzenlenen Alevi mitingi sonrasında sitemizde yayımlanan
video slaytı sizlerle paylaşıyoruz >>> BURADAN İZLEYEBİLİRSİNİZ>>>t;
www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

30 Ekim 2009 Cuma

Civarkan koyune icra soku



Varto İlçesinin Kartaldere köyündeki 48 kişi, 4 yıldır kapalı olan telefonlarına gelen icradan dertli.
Telefonlarını 4 yıldır kullanamadıklarını, telefon tellerinin yerlerde olduğunu söyleyen köylüler, gelen icralardan dolayı mağdur olduklarını ifade ettiler.

Kartaldere köylülerinin Telekom’la başı dertte. 4 yıldır kullanamadıkları sabit telefonlarına icra geldiğini ve her geçen gün miktarın katlanarak çoğaldığını söyleyen köylüler, mağdur olduklarını, müracaatlarına rağmen mağduriyetlerinin giderilmediğini ifade ederek, 48 köylünün icralık olduğunu, 700 TL’ye varan borçlarının faizlerle katlandığını, her geçen gün artan miktarı ödemelerinin de mümkün olmadığını dile getirdiler. Kartaldere Köyü Muhtarı Adil Gülbeyaz, birkaç kez mağduriyetlerinin giderilmesi için müracaatlarda bulunduklarını, Telekom’un avukatı ile de görüştüklerini, ancak mağduriyetlerine bir çözüm bulunamadığını söyledi. Muhtar Adil Gülbeyaz: “4 yıldır telefonlarımızı kullanamıyoruz. Telefon telleri zaten yerlerde bulunuyor. Sabit ücretlerden gelen borçlar katlandığından ve her geçen gün arttığından dolayı, bu borçları ödememiz mümkün değil. Şu anda 48 köylümüz icralık olmuş durumda. Hem telefonlarla görüşemiyoruz, hem de borç üstüne borç geliyor. Telekom’a müracaatlarımızda, biz özel şirketiz, sizlere telefon hizmeti getirmek zorunda değiliz diyorlar. Bizler şimdi icralık olan durumumuz için neler yapabileceğimizi bilemiyoruz. Yetkililerden yardım ve ilgi bekliyoruz” dedi.
Kaynak:Muş Ovası Gazetesi
 
VARTONUN ÇIĞLIĞI
www.vartositesi.com

27 Ekim 2009 Salı

Hamurpet Golu Tarihsel ve kulturel projesi hayata geciyor !


HAMURPET GÖLÜ  HAZARTEPE’YE KÜLTÜREL VE
SOSYAL TESİS  İLE REKREASYON ALANI DÜZENLEMESİ YAPILIYOR.
                                
         Merkezi İstanbul Tuzla’da bulunan Muş İli ,Varto İlçesi ve Bağlı Köyler Kültür,Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ile Varto  Kaymakamlığı doğa harikası Hamurpet Gölleri’ne ortaklaşa  sahip çıktı.Dernek ile “Varto Köylere Hizmet Götürme Birliği” arasında Hamurpet Göllerine yatırım için bir  işbirliği protokolü imzalandı.
10.09.2009 tarihinde İmzalanan protokol  kapsamında Y.Mimar Kemal SOYER’in hazırladığı projeyle göl kenarındaki Hazartepe’de “Kültürel ve Sosyal Tesis ile Rekreasyon Alanı” düzenlemesi yapılacak.




                               
                                  PROJENİN  UYGULANACAĞI   HAZARTEPE 

w
                                                                          
Projeye konu Hamurpet Gölleri Muş’un Varto İlçesi Ünaldı ve Karapınar Köyleri arasındaki  2153-2216 m. rakımlı kraterlerde  yer almaktadır. Muş, Erzurum, Bingöl İl yerleşimleri ile Varto, Bulanık ,Hınıs , Karayazı  ve Tekman İlçelerinden yaz aylarında ve özellikle hafta sonlarında yerli ve yabancı turistlerin akınına uğrayan göllerden büyüğü yaklaşık 10 km2 alana ve 15m. derinliğe,küçüğü ise;  yaklaşık 2 km2 alana ve 45 m derinliğe sahiptir.Urartu Dönemine ait Kayalıdere, İskender (Ünaldı) ve Köm  Kaleleri ile Karaköy Mağaralarının kattığı tarihsel zenginliğin yanı sıra , içme suyu kaynakları , akkavak ve meşe  ormanları , aynalı sazan , kuğu, yaban ördekleri, ayı ,kurt, tilki, çakal, yaban domuzu ve  kunduz  gibi zengin  fauna değerleriyle  teknolojik kirliliğin bulaşmadığı bakir  doğa içindeki  göller, geçmiş uygarlıklar sürecinde ve günümüzde de  birer ziyaret  makamı olarak kutsanan Bingöl Dağları,Hazzi Dağı (Akdoğan),Koli Baba, Hazır Baba ve Hebi Baba gibi dağların sunduğu muhteşem bir panorama içinde yer alıyor.
Uzayan bakıldığında bağdaş kurmuş  bir kadın  ereni   andıran  göllerin  adı;Hititçe Fırtına Tanrısı’nın Tapınağı’ndaki mukaddes yer ile “kutsal  anne, hamri suyu,iki yılan,hamur ve iki çocuk” anlamındaki“Hamri Bitu” yazılımından Hamurpet’e dönüşmüştür.Halk kültüründe  yediği  buğday başağıyla iki çocuğa hamile kalan bir kadının kendisine  inanmayan halka yaptığı  bedduayla bu alandaki   şehrin (happiriyas )sular altında kaldığı , göldeki turna adasının (Ad-e Kulingi)   iki çocuğa beşik haline geldiği ve her ilkbaharda temiz kalpli insanlara gözüktüğü  ayrıca,  Hızır’ın Kır Atı’nın da bu gölde yüzdüğüne  yönelik  efsaneleri   bilinen göllerin  küçük gölün başındaki   Hazır Baba Dağı  Lolca “Hızır-e Gola ve Aspar-e Gol’a Keske”sanlarıylaanılan“Hızır-o Kal “tarafından korunduğuna inanılmaktadır.

            
EREN  İMGESİNDE OTURAN HAMURPET  ANA                                          HAMURPETİN ÇOCUKLARI
(Resim; Google ‘den)

Hitit yazıtlarında birer Dağ Tanrısı  ve kült makamı olarak adları geçen   dağlardan Hazzi  Dağı’nın adı(Ko-e Hezza), Gök Tanrısı Teşu Baba’yı taşıyan dağlar arasına sayılmakta, Koli Baba Dağı da “d.U  ve D.Kal Baba” adıyla geçmektedir. Bir ziyaret olan Hebi Baba Dağı ise ; adı iki buğday başağıyla yazılan Tanrıça Hebatu’ nun (Hebe- Du)  adını taşıyor .Ayrıca Hititçe ve Lolca “hope” büyük su kaynağı anlamına geldiğinden ,Hebi Baba Dağı su ve buğdayın  babası şeklindeki  kutsal anlamlar da  taşıyor.(1)
1-Bu yazıda Hititlerle kurulan tarihi  bağlar ile  resimler Y.Mimar Sn.Kemal SOYER’e aittir.(Her türlü hakları saklı tutulmaktadır)


HAZIR BABA ETEKLERİNDEN  GÖLLER -  ARKA PLANDA HEBİ BABA
           Murat Nehrine Kayalıdere Kalesi civarında karışan Hamurpet çayının kaynağı olan göllerin yüzeyinde kış mevsiminde yaklaşık 40 cm. kalınlığında buz tabakası oluştuğunda  üzerinde yürünmekte,  balık avlanıp  kayak ve paten kayılabilmektedir.Şubat-Mart ayları arasında çözülmeye başlayan buzların kırılmasıyla çıkardığı sesler çevre köy ve yerleşmelerden duyulmakta , İlkbaharda turnalar, yaban kazları ve ördeklerle doluşan göller adeta semah alanına dönmektedir.
2009 yılında gölleri çevreleyen yüksek kotlardan panoramik görüntüleri sağlayan  yeni  bir karayolu  açılmaya başlanmış ancak, Varto - Hınıs yönünden köylere ve göle ulaşımı sağlayan karayollarının sanat yapılarıyla asfalt kaplaması halen yapılmamıştır.Çevre ve Orman  Bakanlığı Milli Parklar Müdürlüğünce “Sulak Alan Koruma Alanı” ilan edilen  göller,  taşıdıkları doğal, kültürel ve turizm  değerlerinin önemine rağmen Cumhuriyet Dönemi boyunca yöre halkına ve ülkeye yararlı olabilecek bir yatırıma konu edilmedi.Çevre yerleşimlerden ulaşım  için yeterli bir karayolu, koruyarak kullanma, yaşatma ve değerlendirme amaçlı,kültürel ve sosyal tesisler, aydınlatma ve peyzaj düzenlemesi gibi alt yapı  talepleri yıllarca ele alınamayan yöreye sahiplenmek  için merkezi İstanbul Tuzla’da bulunan derneğimiz  harekete geçti.
Haziran ayı başında Ankara’da bulunan  Emekli Genel Müdür  Sn.Kemal SOYER’le bir araya gelen dernek yönetimi kendisine “Kültür ve Sanat Danışmanlığı” ile derneğin kuruluş amaçlarına uygun araştırma ve uygulama projeleri  hazırlama yetkisi verdi.Varto’ya hareket eden SOYER, ilk iş olarak bir çok köyde  toplantı  ve  araştırmalar yaparak  yöre halkının  kültürel ve ekonomik yapılanma ihtiyaç  ve taleplerini belirledi.Derneğin  olanakları çerçevesinde değerlendirilen talepler arasında  yörenin sosyo-ekonomik ve kültürel yönden  gelişerek bütünleşmesi ve  kültürel kimliğini koruması ile barışa  katkı verecek  alt yapı uygulamaları için en önemli adayın “Hamurpet Gölleri” Hazartepe’de  yapılacak bir “Kültürel ve Sosyal Amaçlı Tesis” olduğu sonucuna varıldı.


Heyetimiz Hazartepede                               Hamurpet’in Aynalı Sazanı              


Eylül Ayı’nda Varto’ya gelen Dernek Başkanımız Sn. Baki DEMİR,  yönetim kurulu üyeleri  Sn. Turan ÇINAR ve  Sn. Yüksel AKDEMİR ‘den oluşan heyet  Sn.Kemal SOYER  ile birlikte başta Ünaldı Köyü olmak üzere Alnıaçık, Omcalı ,Çayönü, Dönertaş ve Kuşluk Köy Muhtarları ve ileri gelenleriyle bir dizi görüşmelerde bulundu .Varto ilçe merkezinde de halkla temas kurularak proje girişimi  geniş bir çevreye duyuruldu.
Hamurpet Gölleri için düşünülen proje konusunda Tatan, Varto ve Omcalı Cem Evi’nde Sn. Kemal SOYER tarafından “Anadolu Uygarlıkları ve Alevi Kültürü” konulu konferanslar verildi.Varto’da ilk kez düzenlenen bu   konferanslar, Anadolu Uygarlıkları ile Alevi Kimliği konusunda geçmişi 12 Bin yıla uzanan arkeolojik görsellerle halk  ve gençlik  üzerinde büyük ilgi uyandırdı. Katılımcıların çoğu Alevi-Bektaşi Kültürünün   Anadolu’lu  Hatti, Lulu.Bi ,Hitit ve Urartu’lara dek uzanan yapılanma sürecine ilişkin arkeolojik belgelerle ilk kez yüz yüze geldi.
Aynı konferansta bir konuşma yapan Dernek Başkanı  Baki DEMİR’ de Varto Alevilerinin dernekçe tespit edilen  kültürel yapılanma  talepleri ve ihtiyaçları doğrultusunda planlanmış projeleri anlattı.Projeleri özetle sunun DEMİR, Varto’daki tüm  Alevi kült  unsurlarını arkeolojik- bilimsel belgeler eşliğinde yeniden   tanımlayacaklarını , bu tür  yerleri  süreç içinde nitelikli birer Kültürpark şeklinde düzenleyerek halkın kullanımına sunacaklarını, Varto  ve çevresinde yaşayan  Alevi –Bektaşi Kültürüne yönelik  araştırmaların bir kitapla yayınlanacağını belirtti .



             VARTO CEM EVİ’NDEKİ   KONFERANSTAN BİR GÖRÜNTÜ 


Halkın projeye ilgisi ve   desteğinin tam olduğu  anlaşıldıktan sonra proje alanının sahibi olan Ünaldı Köyü İhtiyar Heyeti , köylüler ve bağlı  Çayırlı Mezrası halkıyla ayrı ayrı bir araya gelindi.Yapılan görüşmeler sonucunda projeye tam destek verme  kararı çıktı ve Köy Heyeti Hazartepe  ve çevresinde yapılacak tesis ve düzenlemelerin proje ve  planlama yetkilerini Y.Mimar Kemal Soyer’e , yapım ve işletme yetkisini de derneğimize  verdi.
Bu çalışmaların ardından Varto Kaymakamı Sn. Mehmet YILDIZ makamında ziyaret edilerek  proje ve uygulama etapları  görüşüldü.Dernek heyetinin Varto ve köylerine sahiplenme konusunda  Kamu Kurum ve Kuruluşları ve Köy Muhtarlıklarıyla işbirliği içinde hizmet götürme anlayışıyla   hazırlanan bu ilk  projeyi olumlu bulan Kaymakamımız  bu konudaki girişimleri  destekleyeceğini açıkladı ve Hamurpet Göllerinde düşünülen tesis ve düzenlemelerle ilgili olarak heyetimizle birlikte  yerinde incelemelerde bulundu.




              HEYETİMİZ MAVİ  BİR TABLO GÜRÜNÜMÜNDEKİ KÜÇÜK HAMURPETTE

                            HAMURPET   HAZARTEPE PROJESİNİN İÇERİĞİ :
Uygulamasına bu yıl başlanan ve önümüzdeki yıllarda da  yapımı sürecek olan  Hamurpet Gölü Hazartepe Kültürel ve Sosyal Tesis ile Rekreasyon Alanı Projesi kapsamında aşağıdaki uygulamalar yapılacaktır :
1-Hazartepe bitişiğindeki   yamaçta  doğal kayaların yerinde   düzenlenmesi ve düzlükte yapılacak  sahne ile  doğal bir  Anfi Tiyatro  yapılması,
2-Hazartepe’nin  gölle bitişen kıyı aksı üzerinde 15 m. genişlikte tepeyi çepeçevre dolanan  yaklaşık 7.500 m2. lik alanda toplama taşla dalgakıran yapılması , ardından saha tesviyesi, toprak dolgu ile  ağaçlandırma ve peyjaz düzenlemeleri  ile   dört adet   kayık iskelesi yapılarak  rekreasyon  alanının oluşturulması ,yeterli sayıda gölgelik , oturma grupları,çöp istasyonları ,çeşme ve aydınlatma üniteleriyle  donatılması ,
3-Günübirlik yeme-içme ihtiyaçlarını karşılayacak bir kafeterya ile ileriye dönük sergi ve satış üniteleri için  gerekli alan ve mekan düzenlemelerinin yapılması,
4-Birer ziyaret olan Hamurpet Gölleri ,Koli Baba,Hebi Baba ve Hazır Baba Dağları’nın halk kültüründe ve mitolojik  efsanelerde yaşayan  hikayelerinin konu edildiği bilgilendirme panoları,bu mitolojileri esas alan sembolik resim ve rölyeflerin üretilerek sergilenmesi, böylelikle halkın tarihin özgün bilgi kaynaklarıyla bilgilenmesinin sağlanması ,
5-Günübirlik ve şenliklerde kullanılmak üzere bir adet WC yapısı   ile yeterli sayıda otopark düzenlemelerinin  yapılması,
6- Tepe üzerinde düğün,sünnet gibi sosyal içerikli toplantılarla kültürel amaçlı  toplantılara hizmet edecek bir  tesis ile  ileriki etaplarda konaklama ünitelerinin   yapımı ,
7-Büyükler ve küçükler için yüzme havuzu,gölün düzlüğünde  basketbol, voleybol ve tenis sahası ile ağaçlandırılmış koşu ve yürüme yolları düzenlenmesi  ,
8-Proje alanına  içme suyu  ile elektrik enerjisinin temini,  
9-Gölde gezinti ve spor amaçlı yeterli sayıda kayık ve  su bisikletinin alımı, ve ileriye yönelik olarak da göl çevresinin peyzaj ve ağaçlandırma faaliyetlerine devam edilmesi  gibi   çalışmalar planlanmıştır.
Bu temel  çalışmalar dışında ;
2010 yılından başlamak üzere her yıl tekrar edilecek  ”Hamurpet  Kültür Şenlikleri” yoluyla yöre halkının Anadolu Uygarlıklarının evrensel  birikimiyle buluşturulması ve halkın her türlü hurafelerden, arkeolojik maddi temelleri bulunmayan siyasi, ideolojik, dini ve kültürel ajitasyon ve eylemlerden korunması,modern bilimin ışığıyla bilinçlendirilerek barışı ve kardeşlik duygularını sürekli besleyen evrensel bir yaşam biçimine kavuşmasının desteklenmesi,
11-Yörenin halı, kilim, çorap vb. el sanatları, dokuma ve yaygı kültürünün geliştirilmesi,
Hayvancılık ,yem bitkileri ,et ve süt ürünleriyle ilgili proje ve uygulama faaliyetlerine destek verilmesi,
Köylerimizin değişik ölçeklerde Kültür Evleri’ne kavuşturulması, gençliğin  kültürel ,manevi ve bilimsel yönden eğitimine katkı verilmesi  ile Alevi kült mekan veya unsurlarının birer“Kültürpark” niteliğinde  yeniden  yapılandırılması  gibi faaliyetler de uzun vadeli olarak planlanmaktadır.   
Projenin maddi ve içerik anlamda halk desteğini alarak  uygulaması için Derneğimiz tam manasıyla bir seferberlik ilan etmiş, konuyu İstanbul, Ankara, İzmir ,Adana, Eskişehir  ile yurt dışında  bulunan   hemşerilerimize anlatmaya ve destek aramaya koyulmuştur.Bu amaçla başlatılan destek kampanyası için bir bankada  TL, Dolar ve Euro  hesapları  açılıp sitemiz aracılığıyla kamuoyuna duyurulacaktır.Bununla birlikte, derneğimiz  proje alanında kullanılmak üzere sabit ve hareketli gölgelik sistemleri, geniş alanları örten çelik taşıyıcılı fantastik  çadır  sistemleri, bungalovlar, kayıklar,su bisikletleri,bank ve oturma grupları  ve her türlü inşaat malzemeleriyle ayni yardımları da beklemektedir. 
Projenin tanıtılması ve desteklenmesi amacıyla 6.Şubat 2010 günü akşamı   İstanbul Ümraniye Mithatpaşa Caddesi Armağanevler Durağı No:102’ deki Prenses Düğün Salonunda geniş katılımlı bir geleneksel kültür gecesi düzenlenecektir. Varto Kaymakamı Sn. Mehmet YILDIZ’ ın da  davet edileceği  gecede derneğimizin semah ve folklor ekiplerinin gösterileri ve yerel sanatçılarımızla tam bir kültür şöleni yaşayacağız. 2010 yılında planlanan  Hamurpet Kültür Şenliklerinin düzenleneceği tarih ve içerik duyurusunun da yapılacağı  gecemize  tüm Vartolu hemşehrilerimiz  ve dostlarımız şimdiden davetlidir.
Değerli okurlar; derneğimiz başlattığı proje ve uygulamalarıyla  üretmeyen  dernekçilik anlayışına son vermiştir.Halkımızın temel yaşam sorunlarının çözümüne katkı veren  projeler  üretip uygulayan,her türlü etnik ayrımcılığa karşı durarak kültürel kimliğimizin, insan haklarının,demokrasinin ,toplumda  barış ve kardeşlik  duygularının gelişimine  katkı veren  hemşerilerimizle bütünleşerek yolumuza devam etmek amacındayız.
HAMURPET HAZARTEPE PROJEMİZİN UYGULAMASINA 10.10.2009 TARİHİNDE  FİİLEN  BAŞLANMIŞTIR.
Bu nedenle ;
BAŞTA ,YAPIMINA  MADDİ VE MANEVİ KATKI  VEREN  VARTO KAYMAKAMI   SN.MEHMET YILDIZ’A  ,
PROJEYİ TASARLAYIP OLUŞTURAN  EMEKLİ GENEL MÜDÜR HEMŞEHRİMİZ Y.MİMAR  SN.KEMAL SOYER’E,
DERNEĞİMİZE GÜVENİP PLANLAMA UYGULAMA VE İŞLETME YETKİLERİNİ  VEREREK  BÜYÜK BİR ÖZVERİ  ÖRNEĞİ GÖSTEREN ÜNALDI KÖYÜ MUHTARI SN.TUNCER AKTAŞ’IN ŞAHSINDA  TÜM  ÜNALDI  KÖYÜ  VE ÇAYIRLI MEZRASI HALKINA,
PROJEYE MADDİ VE MANEVİ DESTEK VERECEKLERİNİ AÇIKLAYARAK BU KONUDA ÖRNEK BİR DAYANIŞMA PLATFORMU OLUŞTURAN OMCALI, ALNIAÇIK, ÇAYÖNÜ, DÖNERTAŞ,    KUŞLUK KÖY MUHTARLARI VE HALKINA ,KATILIMCI DİĞER VARTOLU   HEMŞEHRİLERİMİZE,
ÇALIŞMALARIMIZDA BİZLERİ CESARETLENDİREN VE DESTEKLERİYLE  ÖNÜMÜZÜ AÇAN DERNEK ÜYELERİMİZE  SONSUZ TEŞEKKÜR EDİYOR,                  
        PROJENİN TÜM VARTOLU HEMŞERİLERİMİZE HAYIRLI VE UĞURLU OLMASINI, EVRENSEL DEĞERDEKİ  KÜLTÜRÜMÜZÜN KORUNMASI VE GELİŞTİRİLMESİ  İLE , BARIŞA  KATKI VERMESİNİ  DİLİYORUZ . 
       SAYGILARIMIZLA
                                       MUŞ İLİ VARTO İLÇESİ VE BAĞLI KÖYLER
                    KÜLTÜR,YARDIMLAŞMA VE DAYANIŞMA DERNEĞİ ADINA

                                         YÖNETİM KURULU





KAYMAKAM SN.MEHMET YILDIZ  İLE  HEYETİMİZ HAMURPET’TE BİR ARADA     
               
Çalışmalar sürecinde heyetimizce  makamında ziyaret edilen Muş Valisi Sn. Erdoğan Bektaş’a da  projenin   bir örneği sunuldu.Girişimi desteklediğini belirten Vali ,bu tür konularda özel girimcilerin katkısının da  alınması  gerektiğine yönelik görüşleriyle birlikte göl çevresinde bir kayak tesisi yapımı için çalışma yaptıklarını belirtti.Bu süreçte izinde bulunan Muş Çevre  ve Orman Müdürü Sn.Rıfat NEHİR ile de telefonla  bilgi alış verişinde bulunuldu.Proje ve peyzaj düzenlemeleri konusunda destek sözü alındı. Projenin doğal ve kültürel çevre ile  alt yapıyı koruyup geliştirerek yaşatmayı amaçladığı, uygulama alanına ilişkin  düzenleme önerilerinin alanla örtüştüğü,yöre halkının  kültürel,   sosyal  ve ekonomik yönden gelişimine ve bütünleşmesine katkı vereceği  sonucuna varılarak imzalanacak bir protokolle ortaklaşa uygulama  yapılması kararı alındı.10.09.2009 tarihinde Kaymakamlık Makamında imzalanan protokolle uygulama projelerinin Y.Mimar Kemal SOYER tarafından üretilmesi, dernekçe  20.000 TL ,Köye Hizmet Birliğince de   30.000.TL bütçeyle  uygulamaya başlanması kararı alındı.
Kaynakça:
-Ön Bilgi: Y.Mimar Kemal SOYER
-Varto ve Çevre Köyleri Derneği,
-www.Unaldikoyu.com
___________________________________________________
www.vartositesi.com

23 Ekim 2009 Cuma

Bir gezinin ardından

Raqasan köyü ilkokul öğrencilerinin İzmir gezisinin ardından aşağıdaki haberi sizleri paylaşmak istedik.



"ANADOLU'NUN KIR ÇİCEKLERİ HOŞGELDİNİZ"
Muş'un Varto ilçesinin İçmeler Köyü'nden gelen Aşağı İçmeler İlköğretim Okulu öğrencileri ilk defa köylerinin dışına çıktılar... 





31 Mayıs Pazar günü İzmir ziyaretlerinin ardından Didim'e gelen ilköğretim okulu öğrencileri, öğretmenleri Barış Bozkır ve Gülzade Bozkır'ın nezaretinde 3 gün sürecek olan Didim ve yöresi gezisine başladılar...
Yaşları 7 ile 10 arasında değişen 10 ilköğretim öğrencilerinin işadamı Bedri Altıntaş'ın sahibi olduğu Grand Didyma Otel'de 3 gün süreyle konaklayacakları öğrenildi...
Gezinin fikir babası olan ve hayata geçmesinde önemli rol oynayan sınıf öğretmeni Barış Bozkır konuyla ile; "4 yıldır Muş'un Varto İlçesinin Aşağı İçmeler İlköğretim Okulunda sınıf öğretmenliği yapıyorum. Okulumuzda toplam 10 öğrenci var ben okulun tek öğretmeniyim. Eğitim öğretim yılının ilk dersinde öğrencilerime 'elinizde sihirli bir asa olsa nereye gitmek isterdiniz?' diye sorduğumda hepsi aşağı köyün bakkalına gitmek isterdik dediler, çünkü aşağı köyde bayramlarda aldıkları harçlıkları harcayabilecekleri köy bakkalı var." şeklinde açıklamada bulundu.
Çocukları ilk olarak aşağı köyün bakkalına götürdüğünü, ardından Varto'ya ve Muş'a geziler düzenlediğini ifade eden Bozkır; "Şimdi de sınırları zorlayarak köyden yaklaşık 2000 km uzaktayız" dedi...
2000 rakımlı ve 180 nüfuslu bir köyde öğretmenlik yaptığını söyleyen Barış Bozkır, çocukların hayatlarında ilk defa köylerinin dışına çıktıklarını ve ailelerinden ayrıldıklarını ifade etti. Muş'tan uçakla İzmir'e gelen öğrencilerin hayatlarında ilk defa uçağa bindiklerini söyleyen Bozkır; "Aileler çocuklarını köyün meydanından uğurladılar. İlk defa ayrılıyor olmaları sebebiyle gözyaşları içinde uğurladılar. Duygusal anlar yaşandı" dedi...
Düzenlenen geziyle ilgili gerekli izinlerin alınmasının ardından uçak biletlerini İzmirli Ahmet Yar isimli bir işadamının aldığını ve okulun tüm kırtasiye masraflarını karşıladığını, ayrıca Varto ilçesi Kaymakamı Mehmet Yıldız'ın projeye ciddi katkılar sunduğunu ve maddi destekte bulunduğu öğrenildi...

Gezinin ilk durağı olan İzmir'de minikler; Konak Saat Kulesi, Kemeraltını, Sasalı Doğal Hayvanat Bahçesini ve İzmir Fuarı'nı gezdiler. Çocuklar için bu gezinin önemli olduğunu söyleyen sınıf öğretmeni Barış Bozkır, İzmir Büyükşehir Belediyesi'nin ve özellikle Çiğli Belediyesinin gezdirme anlamında yardımlarının olduğu ve ulaşım konusunda araç sağladıklarını, TEB Bankası'nın ise çocuklara giyecek yardımında bulunduğunu belirtti. Ayrıca İzmir Bostanlı Carrefour'un çocuklara kırtasiye ve kıyafet yardımında bulunarak, "ANADOLU'NUN KIRÇİCEKLERİ HOŞGELDİNİZ" yazılı bir yaş pasta ile sürpriz yaptıklarını söyleyen Bozkır; "Çocukların hayallerini gerçekleştiriyor olmaktan dolayı mutluyum. Onların gözlerindeki heyecanı görmek tüm yorgunluklarımızı unutturuyor" dedi...
Üç gün Didim ve yöresini gezecek olan Aşağı İçmeler İlköğretim Okulu öğrencilerinin kalacakları otelin sahibi Bedri Altıntaş, miniklerle ilgili olarak yaptığı açıklamada; "Çocuklar gelince kendi çocukluğum aklıma geldi. Benim dönemimde bakkaldan aldığımız şey karşılığında buğday verirdik. Bu organizasyonda seve, seve ev sahipliği yapmaya hazırım. Aslında bu proje ülkemizdeki farklı kültürlerinin kaynaşması açısından çok önemlidir. Barış öğretmen yaz aylarında burada çalışıyor. Kendisiyle 3 yıldan beri tanışıyor. Bu projesini bana anlattığında seve, seve kabul ettim" şeklinde açıklamada bulundu...
Didim'de gezi ziyaretlerinde bulunan miniklere Didim Belediyesi tarafından ücretsiz araç tahsil edilirken, Çocuklar Ağlamasın Derneği Başkanı Yaşar Çelebi de gezi alanlarının ilgili birimleri ile temasa geçerek ziyaretlerin ücretsiz gerçekleştirilmesini sağlayarak destek verdi...
Gerçekleştirilen proje kapsamında minikler Apollon Tapınağı, Didim Aquapark ve Milet Müzesi'ni ziyarette bulundular. Apollan Tapınağı'nda gerçekleştirilen ziyarette miniklere tapınakla ilgili TOG Didim Koordinatörü Samet Koçer bilgiler verdi.




VARTONUN ÇIĞLIĞI Vartositesi.com olarak içmeler köyünde çocukların eğitimi, iletişimi ve elbette köyle ilgili sosyal çalışmalar noktasında gerçekleştirdiği anlamlı şeylerle son bir kaç yıldır ilgimizi çeken Barış öğretmen gibi öğretmenlerin tüm Varto çapında çoğalmasını umut ediyoruz.Darısı diğer köylerimizin başına diyelim.
www.vartositesi.com


Kaynak:Üstteki haber Mavididim gazetesinde 02.06.2009 de yayımlanan orjinalinden alınmıştır.

Kardeşçe de sevdik ölümüne de ! - Şenay Kumuz


SÖYLEŞİ --Şenay Kumuz
Kuşkusuz binlerce yıl bir arada yaşayan toplulukların ev sahibidir, Anadolu… Bu evde dile, inanca ve zamana dayalı biçimlenen ilişki yumağı içinde elbette kan, gözyaşı ve kin vardır…
Kuşkusuz binlerce yıl bir arada yaşayan toplulukların ev sahibidir, Anadolu… Bu evde dile, inanca ve zamana dayalı biçimlenen ilişki yumağı içinde elbette kan, gözyaşı ve kin vardır… Ama bir o kadar da hoşgörü, meşruiyet, dayanışma ve sevda…
Kavimler yurdu Anadolu’daki on bin yıllık evrilmeye, kahramanları farklı dinlere mensup aşk öykülerine ait türküler ve maniler ışık tutabilir mi?
Bu soruya cevap veriyor; içinde toplam 85 türkü barındıran “Dinler Arası Sevda Türküleri” isimli kitap…
Bu toprakların yerlilerine ait kavuşulmuş ya da kavuşulmamış sevdaların türkülere vurulmuş öyküleri biraz hüzünlü biraz düşündürücü ama sevimli bir çalışmayla sunulmuş. Piyasaya çıktıktan bir ay sonra ikinci baskısını yapan kitabın gördüğü ilgi ve aldığı olumlu tepkiler
kardeşlik adına memnuniyet verici…
“Yalan yanlış müdahalelerle aşırı kirletilmiş olanı, titiz bir sosyal arkeoloji çalışması yaparak temizleme çabasıdır yaptığım” diyen Hüseyin Irmak’la bu çabası üzerine konuştuk…

Kitaptaki tüm türküler ve bilgiler bir takım kaynaklara dayanıyor. Söz konusu kaynakların doğrulukları ne derece sınanmış? Bu kaynaklara, belgelere ulaşmak zor oldu mu?
Elbette zor oldu ve zaman aldı. Araştırdıkça bu konuda olsun olmasın, müzik, halk türküleri, şarkıları alanındaki bilgi kirliliğinin boyutlarını da gördüm. O zaman bir bilginin her unsurunu ayrı ayrı yerlerden adeta bir sosyal arkeoloji çalışması yaparak çıkarmak zorunda kalıyorsunuz. Bir yandan da bu alanda yapılması gereken ne kadar çok iş olduğunu da görüyorsunuz. Kaynaklarımın doğruluğunu kıyas yöntemi ile, kaynakların nitelikleri, hazırlayanların nitelikleri gibi açılardan mutlaka sınadım.
Baskı hazırlıkları ile birlikte hesap edersek 7 yılı aşkın bir zamanımı alan bu çalışmayı sadece bir basamak olarak görüyorum. Kitabım, alanında bütün bilgileri ve bütün örnekleri barındırdığı iddiasında değildir. “Böyle de bir şey varmış” dedirtmek amacındadır sadece. “Türkülere bir de bu yönden bakmak gerekiyormuş” demek içindir. Belgelere ulaşmaya çalışırken Müslüman kesimin de Hıristiyan kesimin de farklı kasılmalarına ve kendilerini kapatmalarına muhatap olduğum için işim daha zor oldu ama sonunda başardığımı düşünüyorum. İlginç ve sevimli bir çalışma olduğuna inanıyorum. Şimdi bu kitapta türkülerin bir albümünün yapılmasını istiyorum, bu tema ile konserler yapılmasının toplumsal barışa katkı sunacağına ve insanları düşündürteceğine inanıyorum.
KAHRAMANI MÜSLÜMANLAŞTIRMAK
Kavuşamayan sevda öykülerinin üne kavuşması adeta bir kuraldır. Peki ya din ayrılığından kavuşamayan sevdalara ait örneklerden en ünlü olanı hangisidir?
Aslı ile Kerem, Leyla ile Mecnun, Mem ile Zin, Ahtamar hikayesi ve ona çok benzeyen Leandro hikayeleri oldukça ünlü hikayelerdir. Fakat kitabımızın konusu itibariyle söyleyecek olursak en ünlüsü Aslı ile Kerem öyküsüdür diyebiliriz. Çünkü Aslı bir Ermeni keşişinin kızıdır, Kerem ise bir Müslüman İsfahan Şahı’nın oğludur.
Ahtamar hikayesinde de Tamara isimli kız Ermeni keşişinin kızı, Şıwan ise Gevaş’lı bir Kürt Müslüman çobandır.

Dinler arasındaki sevda türküleri ve öykülerinin, aynı referanslarla farklı anlatılması örneği yaygın mıdır?
Kahramanları farklı dinlere ait sevdaların öyküleri veya türkülerinin farklı versiyonlarda anlatımı ya da türkünün farklılaştırılması durumu elbette söz konusudur. Hatta yaygındır diyebiliriz. Örneğin Aslı ile Kerem hikayesinde Kerem’in Türkleştirilmesi söz konusudur bazı anlatımlarda. Ya da Ah Tamara hikayesinin Elazığ yöresi versiyonu oradaki Hazar Gölü’nde geçer ve erkek kahraman burada Türkleşmiştir.
Ya da türkünün arka planında varolan hikaye göz ardı edilmiştir. Örneğin “Odasına Vardım Kayfe Pişirir/Kınalı Parmaklar Fincan Döşürür” mısralarıyla bildiğimiz Elazığ yöresi türküsünün kahramanları farklı dinlere (kız Müslüman erkek Hıristiyandır) mensuptur ve türkünün arka planı böylesi bir hikaye içermesine rağmen bunu pek bilmeyiz. Yine benzer bir şekilde Gülizar, Murat, Halime, Emine, Maral gibi Anadolu Hıristiyanlarınca da kullanılan isimlerin sahibi olduğu hikaye ve türkü, kullanılan isimler ortak olduğu için Müslümanlaştırmayı kolaylaştırmıştır. Veya bazı isimlerde küçük oynamalarla kelimelerin değiştirildiği örnekler de vardır.
Kitaptan örnek verecek olursak Sivas yöresi “Ahçik Halayı” “Akçiçek Halayı”na dönüştürülmüştür.

Peki isim değiştirmelerin dışında, yok sayılan örnekler de var mıdır?
Farklı ismin bulunduğu mısraların, nakaratların atlanmasına, yokmuş gibi davranılmasına dair örnekler de vardır. Bu konudaki en bilinen örnek “Dersim Dört Dağ İçinde” türküsüdür. Türküde yer alan “Uy Vartanuş, Vartanuş/Dersim Dağından Savuş/Tez gel Harput’a kavuş” nakaratı sadece eski kitapların tozlu sayfalarında kalmıştır. Mısralar arasındaki farklılık arz eden ibarelerin değiştirilmesine örnek olarak ta Harput yöresine ait “Kar mı Yağmış Şu Harput’un Başına” ve Antep yöresinden “Bahçalarda Mor Meni” türküsünü verebiliriz. Söz konusu Harput türküsünün son iki mısrası aslında “Küçük yaşta bir yar sevdim Ermeni/Ermeni’ye nasıl gönül vermeli” şeklindedir fakat günümüzde türkü böyle söylenmemektedir. Antep türküsünde ise “Bahçalarda mor meni/Verem ettin sen beni/Ya sen İslam ol ahçik/Ya ben olam Ermeni” bir başka varyantında ise “Bahçelerde mor meni/Verem ettin sen beni/Alacaksan beni al/Ben de olam Ermeni” denmesine rağmen günümüzde o türküde bu sözleri duyamıyorsunuz. Bu örnekler daha da çoğaltılabilir.
KÖKEN BİLGİLERİ DEĞİŞTİRİLİYOR
Çeşitli dinler ve uluslar arasındaki sevdaların söze, tele dökülüşüne yer verdiğiniz kitapta başka ulusların şarkısının ezgisinin üzerine yeni sözler yazılması örneklerine de yer vermişsiniz. Birkaç örneği okuyucularımızla paylaşabilir misiniz?
Biraz önce saydığımız örnek gruplara sorunuzdaki grubu da rahatlıkla ekleyebiliriz. Sözü de, müziği de tamamen başka kökenli olan türkülerin, halk şarkılarının, ninnilerin, manilerin müziğinin alınıp, bambaşka sözlerle kullanıldığı, köken bilgilerinin değiştirildiği çok örnek vardır Türkiye’de. Yüzlerle ifade edebilecek kadar kalabalık olan bu grubun örneklerini Türkiye’deki müzik dallarının hepsinde rahatlıkla yakalayabilirsiniz. Bu konuda her kesimden çokça örnek verebilirsiniz. “Çırpınırdı Karadeniz”, “Ağladıkça”, “Memleketim”, “Uğurlar Olsun”, “Malatya, Malatya”, “Şaşkın”, “Dağ Başını Duman Almış”, “Kara Tren” gibi örnekleri çoğaltmak mümkündür.


‘ANONİM’ YAZMAK SAMİMİ DEĞİL
Başka bir halkın ezgisine söz yazılmasına siz nasıl bakıyorsunuz; ortada bir zenginlik yaratma mı yoksa hırsızlık mı söz konusu?

Ben bunu, köken bilgileri doğru verilmedikçe “intihal” olarak görüyorum. Bazı örneklerde “müzik: anonim” denmesini de geçiştirme, gerçeğin üzerini örtme ve haksızlık olarak görüyor ve samimi bulmuyorum. Asırlara dayanan müziklere söz yazanların, besteyi de kendilerine mal edip hukuki hak elde etmelerini ve bu yaptıkları ile dünyanın parasını kazanmalarını tasvip etmiyorum.
Bu en azından bu topraklardaki binlerce yıllık yaşanmışlığa ve damıtılarak gelen rengarenk kültürel mirasa haksızlıktır düşüncesindeyim. Kökeni farklı olsa da başka başka halklar tarafından kendi versiyonlarında kullanılan ve köken bilgileri herkes tarafından aşina olan örneklerde gocunacak bir şey pek yok. Çünkü Anadolu, halkların hep birlikte, iç içe Anadolu yaptığı bir coğrafyadır. Fakat Şark kurnazlıklarıyla, küçük ayak oyunlarıyla büyük paralar, isim ve şan-şöhret kazanmak pek haklı durmuyor bence. Bunu teşvik eden, besleyen, destekleyen resmi politikaları da doğru bulmuyorum.


GÖKKUŞAĞI KADAR RENKLİ BİR TOPRAKTAN GELİYORUZ

Kitabınızın, ‘güvercinlerin vurulduğu”, kardeşlik duygularının bir nebze de olsa zedelendiği bir döneme denk gelmesi bir tesadüf mü yoksa tarihsel kardeşlik duygularını hatırlatma sorumluluğu hissetmenizden midir?
Şu veya bu döneme denk gelmesi gibi bir beklenti ile yapılmadı bu çalışma. Zaten sürekli güvercinler vuruluyordu. Ben geçmişte yaşanan bazı örneklerden yola çıkarak ve özellikle etkileyici bir örnek grup yani türküler üzerinden giderek tarihsel kardeşliğe hizmet etmek amacıyla hareket ettim. Çünkü biraz önce de dediğim gibi, kavimler yurdu bir coğrafyadan, gökkuşağı kadar renkli bir topraktan geliyoruz. Muhteşem bir kültürel çeşitliliğin sahibiyiz ama toprağımız, gönüllerimiz ısrarla çölleştirilmek isteniyor. İlerlemenin, kardeşliğin ve medenileşmenin yolunun herkesin hakkını teslim etmekten, kimsenin üzerini örtmemekten ve gülen gözlerin birbirimizin yüzüne yüzüne bakarak el ele tutuşmasından geçtiği düşüncesinin sorumluluğuyla bir çalışma ortaya koydum.

*Bu Röpörtaj Evrensel Gazetesinde de yayımlanmıştır.


www.vartositesi.com

22 Ekim 2009 Perşembe

Baris icin 34 insan geldi





Irak'taki Kandil ve Mahmur bölgelerinden gelen "Barış Grubu" PKK üyeleri, Şırnak'ın Silopi İlçesi yakınlarındaki Habur Gümrük Kapısı'na gelerek güvenlik güçlerine teslim oldu. Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kandil Dağı ve Mahmur Kampı'dan gelecek 34 kişi karşılamak üzere Şırnak'ın Silopi İlçesi'nde yaklaşık 50 bin kişi toplandı.



SINIRDA 'BARIŞ GRUBU'  BÖYLE KARŞILANDI, FOTOĞRAFLAR İÇİN TIKLAYINIZ


AHMET TÜRK: DEVLET BİR ADIM ATARSA PKK 10 ATAR



İŞTE MAHMUR'DAN GELECEK 26 KİŞİNİN İSİMLERİ


DTP'LİLER 'BARIŞ GRUBU'NU BİRÇOK İLDE ŞENLİKLERLE KARŞILIYOR


Kuzey Irak'ta Kandil Dağı ile Mahmur Kampı'ndan gelen 34 kişilik grup, Habur Sınır Kapısı'nda güvenlik güçlerine teslim oldu. Kuzey Irak'taki peşmergelerin kontrolündeki Halil İbrahim Sınır Kapısı ile Habur Sınır Kapası arasındaki köprüyü yürüyerek geçen grup, saat 15.45'de Türk tarafına geldiğinde görevli jandarmalara teslim oldu.

Grup daha sonra soruşturmalarının yapılması için Habur Sınır Kapısı içindeki Tabur Komutanlığı'na götürüldü.
Bu arada aralarında bir grup DTP milletvekilinin de bulunduğu grup Silopi'den Habur Sınır Kapısı’na geldi. DTP’nin kadın milletvekilleri Sabahat Tuncel, Pervin Buldan, Gültan Kışanak, Fatma Kurtulan, Sevahir Bayındır ile Bağımsız Milletvekili Ufus Uras, sanatçı eşi Zeynep Tanbay ve DTP'nin ‘Barış Meclisi' üyeleri saat 15.45 sıralarında gümrüklü alana alındı.
Gelen PKK'lıların soruşturmalarında yeralacak olan 45 avukattan 5'i görevliler tarafından içeri alınmadı. Bu 5 avukatın adları listede bulunmadığı için gümrüklü sahaya alınmadığı belirtildi.

BU SABAH KANDİL VE MAHMUR'DAN YOLA ÇIKTILAR

İMRALI'da ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırılan Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kuzey Irak’taki Kandil Dağı ile Musul yakınlarındaki Mahmur Kampı'ndan Türkiye’ye ‘barış grubu’ adı altında gelecek 34 kişi bu sabah yola çıktı. Şırnak'ın Silopi İlçesi’ndeki Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapacak grup için önlemler en üst seviyeye çıkarıldı. Habur Sınır Kapısı araç girişi ve çıkışına kapatıldı.

TÜRKİYE YOLUNDA KAZA: 1 ÖLÜ
Abdullah Öcalan'ın avukatları aracılığı ile yaptığı çağrı üzerine ‘Barış grubu’ olarak Türkiye'ye Kuzey Irak'taki Kandil Dağı'ndan 4'ü kadın 8 PKK'lı ile ile Musul yakınlarındaki Türkiye'den yıllar önce Irak'a göç eden Mahmur Kampı'nda kalan 4'ü çocuk 26 kişi yola çıktı.
Türkiye'ye gelmek için Mahmur Kampı'nda bulunanlardan 400'den fazlasının başvurduğu bunlar arasında seçilenlerin isimleri şöyle açıklandı:
Kamil Yüksel (50), eşi Hamsiye Yüksel (32), çocukları Helena, Hevi ve Bewar, Nurettin Turgut (49), Musa Tomak (25), eşi Nurcan Tomak (24) çocukları Rojda, Yusuf Şen (60), Cane Kabul (39), Sait Şedal (53), İsmail Ayaz (19), Ayşe Kara (26), Sosin Yaman (55), Abdullah Yaman (17), Emine Sağat (54), Melekşa Soydan (36), eşi Mikail Soydan (38), Haci Sorgül, (56), Mehmet Adanmış (39), Fatma İzer (22), Nizar Buldan (22), Bülent Aka (26), Mehmet Kaçan (39), Zehra Tunç (24).

KONVOYDA KAZA: 1 ÖLÜ
Mahmur Kampı'nda sabahın ilk ışıklarıyla birlikte aralarında 16 yıl önce Türkiye'den göç edenlerinde bulunduğu 4'ü çocuk 9’u kadın toplam 26 kişi için uğurlama töreni düzenlendi. Törenin ardından peşmergelerin içinde bulunduğu polis aracının eşliğinde oluşturulan uzun araç konvoylarıyla yola çıkan grubun yer aldığı konvoyda kaza meydana geldi. Mahmur çıkışında konvoyda bulunan 1 aracın şarampole yuvarlanması sonucu Ahmet Çetin öldü, 3 kişi ise yaralandı. Kazaya karışanların Türkiye'ye gelecek grubu uğurlamaya gelen ve Mahmur Kampı'nda kalanlar olduğu belirtildi. Kaza ardından konvoy yoluna devam etti.

KANDİL'DEN GELEN PKK'LILARLA BULUŞTULAR
Kandil Dağı'ndan gelecek PKK'lı grup, Mahmur'dan yola çıkan grupla Musul ile Erbil arasındaki Kelek Kasabası yakınlarında buluştu. Üzerlerinde teröristlerin dağda giydiği kıyafetler bulanan 4'ü kadın 8 PKK'lının buluşmaya son model ciplerle geldiği dikkat çekti. Silahsız olan PKK'lıların; 38 yaşındaki Hamiyet Dinçer, 51 yaşındaki Elif Uludağ, 34 yaşındaki Gülbahar Çiçek, 29 yaşındaki Vilayet Yakut, 36 yaşındaki Hüseyin İpek, 36 yaşındaki M.Şerif Gençdağ, 24 yaşındaki Mustafa Ayhan ve 57 yaşındaki Lütfü Taş olduğu bildirildi.
Kandil'den gelen PKK'lılar Mahmur Kampı’dan gelen grubun konvoyuna katılarak saat 10.00 sıralarında Habur Sınır Kapısı'na doğru hareket etti.

MEKTUP GETİRİYORLAR
Gelen PKK'lı grubun yanlarında Cumhurbaşkanlığı, Başbakanlık ve TBMM Başkanlığı'na hitaben yazılan ve örgütün ‘Kürt sorununun çözümü' için isteklerinin yer aldığı mektuplar bulunduğu ayrıca bu konuda bir dosya da bulunduğu bildirildi. Mahmur'dan gelen grubun serbest bırakılmaları halinde Ankara'ya giderek TBMM'de görüşmeler yapmak istediği belirtildi.

HABUR GİRİŞ- ÇIKIŞLARA KAPATILDI
Habur Sınır Kapısı, Kuzey Irak'tan gelmeleri beklenen PKK'lı gruplar için sabah saatlerinden itibaren giriş ve çıkışlara kapatıldı. Gümrük sahasının dış kapısında askerler ve çevik kuvvet ekipleri, güvenlik önlemi alırken, gümrük sahası ile DTP'lilerin beklediği TIR Parkı'nın arasına güvenlik bariyeri yerleştirildi. Gelecek PKK'lıların sorgu ve yargılaması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, özel yetkili 4 savcıyı Silopi’ye gönderdi.

4 SAVCI GÖNDERİLDİ
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk, Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna’nın aralarında bulunduğu 15 DTP'li milletvekili Şırnak’ın Silopi İlçesi’ne geldi. Kuzey Irak'tan gelenleri karşılamak için Silopi’de dün kurulan çadırlarda bekleyişlerini sürdürüyor.
Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine Kuzey Irak’taki Kandil Dağı ve Mahmur kamplarından Habur Sınır Kapısı'ndan giriş yapacak 34 kişilik PKK'lı grubun soruşturması için Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Şırnak'ın Silopi İlçesi’ne özel yetkili 4 Cumhuriyet Savcısı gönderildi.
Habur Gümrük Kapısı sahasına gelecek PKK'lı gruba ilk önce ‘örgüt üyeliği'nden işlem yapılacağı, ifadelerine göre suç vasfının değişebileceği belirtildi. ‘Örgüt üyeliği’ işleminin Kandil'den gelenlerin yanı sıra Mahmur Kampı'ndan gelenlere de uygulanacağı bildirildi.
Habur Sınır Kapısı’nda yapılacak olan soruşturma kapsamında PKK’lı grubun kolluk kuvvetlerine değil, doğrudan Cumhuriyet savcılarına Şırnak ve Diyarbakır Baroları'ndan hazır bulunacak olan avukatların gözetiminde ifade verecekleri belirtirtildi. İfade ve soruşturma aşamasının süresinin ise şahısların kimlik kontrolü için kolluk kuvvetleriyle yapılacak olan yazışma süresine bağlı olduğu belirtildi.
Savcılık yetkilileri, soruşturma sonunda haklarında tutuklama talebi olması halinde, bu talebin Silopi Adliyesi'nde değerlendirileceği ve tutuklanmaları halinde hangi cezaevine konulacağına ise Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın karar vereceği bildirildi.(dha)
www.vartositesi.com 

19 Ekim 2009 Pazartesi

Vartolu yonetmen altin portakal ve abu dabiden de odullerle dondu !

Varto'lu yönetmen Özgür Doğan'ın ilk uzun metrajlı filmi iki dil bir bavul ödüllere doymak bilmiyor.Adana Altın koza festivalinde
-Büyük Jüri Yılmaz Güney özel ödülünün yanısıra
-SİYAD ( Sinema Yazarları Derneği) ödülünü de aldı...
Bunun dışında bu sene görkemli bir şekilde gerçekleştirilen Antalya Uluslararası Altın Portakal Festivalinde ise
-En iyi ilk film kategorisinde ödül kazandı.
Ayrıca Abu Dabi'de düzenlenen uluslararsı yarışmada da yine ödülle döndü.


"Yönetmenler Özgür Doğan ve Orhan Eskiköy'ün birlikte yönettikleri ilk belgesel çalışmaları ''İki Dil Bir Bavul''un da festivalde ''En İyi Orta Doğu Belgeseli'' ödülünü kazandığı ifade edilen açıklamada,'' En İyi Film'' ödülünün ''Hipsters'' ile Rus yönetmen Valery Todorovsky'e, ''En İyi Orta Doğu Filmi'' ödülünün de ünlü yönetmen Elia Suleiman'ın ''The Time That Remains'' isimli filmine verildiği bildirildi"
Film 23 Ekim tarihinden itibaren Türkiye'deki bir çok sinema salonunda aynı anda gösterime girecek
Özgür Doğan ve diğer Yönetmen arkadaşı Orhan Eskiköy 'e yeni ödül törenlerinden yeni ödüllerle döneceklerine olan inancımızla VARTOSİTESİ olarak başarılar diliyoruz.
www.vartositesi.com

Baris icin geliyorlar,binlerle karsilanacaklar


Dört saatte bırakılacaklar

Taraf/ERGÜLEN TOPRAK/ANKARA-TUĞBA TEKEREK - Istanbul - 18.10.2009


Çeyrek asırlık savaşı bitirme yönünde çok önemli bir adım yarın atılıyor. Kandil ve Mahmur’dan Silopi’ye gelecek otuz PKK’lı dört saat içinde serbest bırakılacak. Abdullah Öcalan’ın çağrısına uyarak Türkiye’ye dönecek olan ilk PKK’lı grubu karşılamak için Merkez’den bir vali görevlendirildi. PKK da ilk grupta sadece hiçbir eyleme karışmamış örgüt mensuplarının yer almasına karar verdi. Medyanın büyük bir kısmının dün görmezden geldiği “Kandil’den dönüşte ilk adım” haberi Cumhurbaşkanı Gül tarafından olumlu karşılandı: Bu iyi ve güzel bir haber, öyle değil mi?
Abdullah Öcalan’ın “Barış grupları Türkiye’ye gelsin” çağrısı üzerine PKK’nın Kandil ve Mahmur’dan göndereceği iki grup yarın Silopi’deki Habur Sınır Kapısı’ndan Türkiye’ye giriş yapacak. Kandil’den gelecek olan grubun eylemlere katılmamış PKK’lılardan seçilmesi bekleniyor. Mahmur’dan gelecek grubun ise 25 kişiden oluştuğu belirtildi.

Merkez’den vali gidiyor
PKK’nın, Kandil, Mahmur ve Avrupa’dan üç grubu göndereceğini açıklamasının ardından DTP yöneticileri, İçişleri Bakanlığı ile temasa geçti. Bakanlık yetkililerinin, “Tutuklanma olmayacak, sadece kimlik tesbiti yapılıp, dört saat içinde serbest bırakılacaklar” teminatı verdiği öğrenildi. Taraf’ın edindiği bilgilere göre İçişleri Bakanlığı gruplarla ilgili işlemlerin yürütülmesi için bir merkez valisini de Silopi’ye gönderecek.
Avrupa’daki grubun ise hava yoluyla İstanbul’a gelecek ancak bu grubun ne zaman geleceği netleşmedi.

Karşılamalar olacak
Taraf’a konuşan DTP Grup Başkanvekili Gültan Kışanak, “Tutuklanmamaları için hükümete çağrı yapıyoruz. Başbakanın da haberdar olduğunu düşünüyoruz. Beklentimiz gelen grubun en kısa süre içinde özgürlüklerine kavuşacakları bir prosedürün işletilmesidir” dedi. On yıl önceki deneyiminin yaşanmasını istemediklerini belirten Kışanak, şöyle devam etti: “Böyle bir şey barışa hizmet etmez. Bundan ders çıkartmak gerektiğini ve hükümetin de böyle yaklaşmasını umuyoruz. Barış konusundaki mesajlarını kamuoyu ile paylaşmalarına izin verilmesini istiyoruz. Bu konuda ön açısı olmak için geliyorlar. Bölge halkı büyük bir hazırlık içinde. Biz de, gelen grupların barış çağrılarına olumlu yanıt verilmesi amacıyla bildiriler dağıttık. Gruplar için Cizre, Nusaybin, Kızıltepe, Diyarbakır güzergahlarında karşılamalar düzenlenecek. Beklentimiz bir barış şölenin gerçekleşmesi, aksi durumda halk barış gruplarının serbest bırakılması için protesto gösterileri yapacak.”

AKP olumlu bakıyor

DTP TBMM İdari Amiri Sırrı Sakık ise “On yıl önce heba edilen şansın yeniden aynı akıbetle sonuçlanmaması için çabalarımız ve girişimlerimiz var” diyerek, hükümet nezdinde girişimleri doğruladı. Sakık, “Biz de üzerimize düşen sorumluluğun gereğini yerine getirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Tabi ki temaslar oluyor ve herkes süreci önemsiyor” demekle yetindi.
İsminin yazılmaması kaydıyla konuşan AKP bölge milletvekilleri de hükümetin Barış Grupları’nın gelmesine olumlu baktığını ve barış için bir fırsat olarak gördüğünü söyledi.
On yıl önce “İkinci Barış Grubu” adıyla Avrupa’dan gelen İmam Canpolat Taraf’a yaptığı açıklamada, “O dönem biz tutuklanmasaydık yeni gruplar gelecekti. Sorgumuzda bunu yetkililere de söyledik.  Ancak bu fırsat değerlendirilmedi. Bu kez tutuklama olmazsa yeni grupların daha kalabalık bir şekilde gelmesine de imkan doğacak” dedi.

Yeni gruplar gelebilir

Birinci Barış Grubu’nda yer alan Yüksel Genç de şöyle konuştu: “Eğer cezaevine gireceklerse zaten bir anlamı olmayacak. Çünkü barış sürecinin önünün açılması lazım. PKK insanları sadece cezaevine göndermek için yollamaz. Mevcut yasalar zaten serbest bırakılmalarını sağlayabilir. Biz geldiğimizde de TCK’ya göre bırakılabilirdik ama bizi bırakmadılar. Umarım bu kez bırakılırlar. Kötü muamele görmez ve bırakılırlar ise barış fırsatı doğabilir.”

Grupların içinde çocuklar da olacak
DTP Van Milletvekilli Fatma Kurtulan, Mahmur Kampı’ndan gelecek grupta Türkçe bilmeyen çocukların da olacağını söyledi. Anadilde eğitim talebinin ne kadar haklı olduğunu bu çocukların göstereceğini belirten Kurtulan, her ilden halkın katılımının sağlanacağı bir karşılama olacağını söyledi.
DTP Iğdır Milletvekili Pervin Buldan da Avrupa’dan henüz döndüğünü, orada Türkiye’ye gelmesi muhtemel barış grubu üyeleriyle birlikte olduğunu anlattı. Gruptaki isimlerin henüz netleşmediğini içlerinden dördünün kadın olacağını belirten Buldan, “Herkes çok heyecanlı, herkes gelmek için kendisini öneriyor” dedi.

Gül: Bunlar güzel haberler
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, PKK’nın Türkiye’ye “barış grubu” adıyla üç grup göndereceği yönündeki haberleri, “İyi, güzel haber öyle değil mi” sözleriyle değerlendirdi.
Cumhurbaşkanı Gül, Gençlik Parkı’na gelişinde gazetecilerin sorularını cevapladı. Bir gazetecinin, “Bazı PKK’lıların Türkiye’ye geleceği söyleniyor, bu konuda bir değerlendirmeniz olacak mı” sorusuna Gül, “İyi ya. Güzel işte. İyi, güzel haber, öyle değil mi?” karşılığı verdi.
Gül, daha sonra Ankara Valisi Kemal Önal ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Melih Gökçek ile birlikte yenilenen Gençlik Parkı’nı gezdi.

DTP: Bu fırsat kaçmasın
DTP Genel Başkanı Ahmet Türk ve Genel Başkan Yardımcısı Emine Ayna, yaptıkları açıklamada, Kürt sorununun çözümünde önemli bir sürece girildiğini ifade ettiler.
“Kürtler dün olduğu gibi bugün de barış ve çözüm konusunda oldukça kararlıdır. Barış gruplarının Türkiye’ye gönderilecek olması, bu kararlılığın ve samimiyetin en açık ifadesidir” görüşüne yer verilen yazılı açıklamada şöyle dendi: “Barış elçilerine gösterilecek yaklaşım, aynı zamanda devletin ve hükümetin çözüm sürecine yaklaşımını ve bu konudaki samimiyetini ortaya koyacaktır. Eğer sürece olumlu yaklaşılır ve cesur adımlar atılırsa Türkiye’nin önü açılacaktır. Hiç kimsenin şüphesi olmasın ki Türkiye, bu süreçten demokrasisini ve barışını güçlendirerek çıkacaktır. Bu nedenle devleti ve hükümeti, atılan bu adımlar karşısında sorumlu yaklaşmaya ve oluşan fırsatları barış ve çözüm için değerlendirmeye çağırıyoruz.” Kaynak: Taraf gazetesi ve ANF
www.vartositesi.com

18 Ekim 2009 Pazar

Alevilik ve Gimgim üzerine - Kemal Soyer


Yüksek Mimar Kemal SOYER'in hazırlamış olduğu "GIMGIM'ın (Vartonun)  adı ve Aleviliğin binlerce yıl önceki kökleri"ni genel hatlarıyla irdeleyen ve şimdiye dek bilinenlerin dışında sıradışı ve yeni bir bakış açısı sunan bir video çalışmasını sizlerle paylaşıyoruz.



Not izlemek için youtube' nizin açık olması gerekmektedir.
Fotoğraf:http://www.corumili.com'dan alınmış olup Luwi yazıtlarından bir örneği göstermektedir.
www.vartositesi.com

11 Ekim 2009 Pazar

Sirri Sakik Protokole alinmadi !


TBMM Başkanlık Divanı İdare Amiri ve DTP Muş Milletvekili Sırrı Sakık, TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'in Muş'a gelişi nedeniyle havalimanında düzenlenen karşılama protokoluna alınmayınca Vali Erdoğan Bektaş'la tartıştı.

Bağırarak konuşan ve hiddetlenen Sakık, "Burada silahların gölgesinde yaşamak istiyorsanız hodri meydan, öldürebilirsiniz bizi. Böyle bir saygısızlık olmaz ki" dedi.

THY'nin Ankara uçağı ile saat 14.20'de Muş'a gelen TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'i karşılamak için Vali Erdoğan Bektaş, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Burhanettin Aktı, Belediye Başkanı AK Partili Necmettin Dede, İl Emniyet Müdürü Süleyman İlhan Acaröz, İl Jandarma Komutanı Albay Bektaş Arslan'dan oluşan protokolun bulunduğu tarafa gitmek isteyen DTP'li Sırrı Sakık'a görevliler müdahale etti.

Tören kıtası askerlerinin önüne serilen kırmızı halı üzerinde sinirlenen Sırrı Sakık, Vali Erdoğan Bektaş'a bağırarak "Buyurun söyleyin bakalım. Siz protokolü bizden daha iyi biliyorsunuz. Burada silahların gölgesinde yaşamak istiyorsanız hodri meydan, öldürebilirsiniz bizi. Böyle bir saygısızlık olmaz ki" dedi.

Vali Erdoğan Bektaş'ın "Bir şey söyleyebilir miyim?" demesine Sırrı Sakık, "Buyurun söylebilirsiniz" diye karşılık verdi.

Bektaş'ın tekrar "İzin veriyor musunuz?" demesi üzerine Sakık, "Buyurun" dedi.

Vali Bektaş kendisiyle birlikte protokolde bulunması gerekenleri sayınca Sakık, "Lütfen, böyle bir kural yok. Siz böyle bir şey diyemezsiniz. Ben Meclis üyeyisiyim ve Meclis Başkanı'nı orada karşılayacağım. Ayıptır" dedi.

Vali Bektaş, uçağın aprona yanaşması üzerine protokoldeki yerine giderken, korumalar Sakık'a elleriyle yol göstermeye çalıştılar.

Uçak arpona gelince Milletvekili Sırrı Sakık, protokdan ayrı bir şekilde en ön sırada yer alarak TBMM Başkanı Mehmet Ali Şahin'i karşıladı ve sorunu anlattı.

TBMM Başkanı Şahin, protokolu selamladıktan sonra havalimanı dışına çıkan Sırrı Sakık, "Burada bir hukusksuzluk yaşanmakta. Protokol sorunu var" demekle yetindi.
Kaynak: CNNTURK

08 Ekim 2009 Perşembe

Munzurun sesi susturulmasin !

YÜRÜYÜŞ ve MİTİNGE ÇAĞRI

Toplanma yeri: Dersim Kışla Meydanı

Tarih:10/10/2009 Saat:11:00

Gelin Canlar Munzur’a Vurulan Kelepçeyi Kıralım!

Tunceli Belediyesi ve İlçe Belediyeleri, Siyasi Partiler, Demokratik Kitle Örgütleri, Sivil Toplum Kuruluşları, Yerel Gazete ve RadyolarBütün Kurumlar Nezdinde DERSİM HALKI

MUNZUR CANDAMARIDIR İNSANLIĞIN; KESİLMESİNE İZİN VERMEYELİM

Akışında binlerce yılın acı dolu çığlıklarını, hüznünü, mutluluğu taşımıştır Munzur. Binlerce canlı türüne kol kanat germiş en zorlu zamanlarda, kimine bir avuç dolusu su, kimine bir yuva, kimine bir tutam çiçek, kimine de bir tek lokma olmuştur Munzur.Tarihin tanığıdır Munzur, her kıvrımında ayrı bir direniş, her kıvrımında kendi kimliğini, inancını, kültürünü teslim etmeyenlerin izlerini taşımıştır yüzyıllar boyu. İşte bu nedenledir ki bu izleri taşıyan bu nehir Osmanlı’dan Cumhuriyet’e akınlara maruz kalmıştır.

Cumhuriyet’in başında da gerekli hükümler verilmiştir yetkili ağızlardan “Dersim Türkiye’nin sırtında bir çıbandır taa kökünden kazınmalıdır” diye başlanmıştır kökünden kazıma işlemleri. 1937-1938 katliamlar süreci ve devamında 1980 darbesi ve ardı sıra gelen 1993-1994 köy boşaltmaları, faili meçhul cinayetler serisi… Ve temeli 1920’li yıllar sonrasında atılan kökünden kazıma projesi, 1994 yılında farklı bir boyutta da devam ettirilerek, baraj projeleri devreye konulmuştur.

17 Ağustos 2009 tarihinde Uzunçayır Barajı tutulmuş; Munzur Vadisi ve Dersim’in sularla boğulmasının ilk adımı atılmıştır. Bu durum yaşlı, bilge ve kamil insanların gözlerinde yaş olup akmış, Munzur’un akışına vurulan bu kelepçeyi gören insanlar ve bir tekmil bütün canlılar ağıtlar yakmıştır kendi dillerinde.

BARAJLARLA BİRLİKTE DERSİM’E NE GELECEK?

1. Akarsular arasında olan Dersim, Baraj suları arasında kaybolan bir Dersim olacak

2. İklim değişimi sonucunda, binlerce hektar toprak yağan yağmur sonrasında baraj gölü içinde toplanacak ve 30-40 yıl içinde Dersim’de büyük bir bataklık açığa çıkacaktır.

3. Zemini Türkiye’de depreme karşı en dayanıklı olan Dersim coğrafyası, baraj yapılması sonrasında ilk depremde bir ovaya dönüşecek ve binlerce can kaybı yaşanacak.

4. Uzunçayır Barajı gerek ülkemizde gerekse de dünyada şehir merkezine yapılan ilk baraj olma özelliği taşımaktadır. Bu baraj, çevresel etki değerlendirme raporları hazırlanmadan ayrıca atık su arıtma tesislerinin bulunmayışından kaynaklı insan sağlığını tehdit eden onlarca hastalık boy verecek.

5. Tunceli Ovacık karayolu sular altında kalacağından yeni yapılacak yolun Hozat ilçesi üzerinden düşünülmesi nedeniyle, Tunceli ili Ovacık ilçesinin irtibatı kopacaktır. Bu durum il merkezinin ilçelerden tecrit olmasına neden olacaktır. Aynı durum Nazimiye ve Pülümür için de geçerlidir.

6. İlin yıllık su potansiyelinin %37 sinin yapılacak barajlarda toplanması halinde, Dersim’in ikim dengesi bozulacak, yerel su kaynaklarının dengesinde de kayıplara yol açacak ve kesinlikle Dersim’in iklimi değişecektir.

7. Dersim’in tarihteki yeri ile uygarlık beşiği kavimler kapısı olması nedeniyle, henüz yeterli arkeolojik çalışma yapılmadığından onlarca tarihi belge sular altında kalacaktır.

8. Yapılacak barajlarla Dersim’de göç yaşanacaktır. Şimdiye kadar baraj yapımıyla 84 köyün göç etme zorunluluğu ortaya çıkmıştır.1927 yılında 110 bin olan Dersim nüfusu 75 yıl sonra 93.584 e düşmüştür.1995-2000 döneminde ise yıllık nüfus artış hızı % 0.35 dır. Barajların yapılmasıyla göç artış gösterecek ve Dersim il olmaktan çıkarılma tehlikesiyle karşı karşıya kalacaktır.

9. Barajların yapımıyla beraber inanç merkezlerimiz, ziyaretlerimiz sular altında kalacaktır.

10. İlimizde Uzunçayır’ın yanı sıra Munzur Vadisi ve Pülümür Vadisi üzerinde de toplam 7 adet baraj daha yapılacaktır. Bu şekilde Dersim insansızlaştırılacaktır.Barajlarla Dersim’e gelecekler sadece bu kadarla sınırlı değil, daha onlarca tahribatı var barajların, fakat biz bunları bu metne aktarmadık. Geçmişimize geleceğimize ve doğamıza sahip çıkmak için 10 Ekim’de Munzur olup akalım. Çünkü Munzur akmaz ise yaşamda durur.


Kaynak:Dersim,munzur,tudef,newe dersim ve diğer siteler.
Yüreğimiz Mameki ( Dersim ) halkının yanında !
www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

07 Ekim 2009 Çarşamba

Çaylar köyünde 40 yıllık gazete arşivi

İnsanoğlu... Çehresi, karakteri, hayalleri gibi hobileri de farklı. Tıpkı 40 yıldır gazete arşivlemeyi kendisine hobi edinen Muşlu Nazım Uzunboylu gibi...

Kimileri gazete okumaya tenezzül bile etmezken, Muş’un Varto ilçesinin Çaylar Köyü’nde yaşayan 57 yaşındaki Nazım Uzunboylu’nun 1969 yılından beri gazetelerini arşivlediği bir odası bile var. O tarihten bu yana 50 binin üzerinde gerek yerli gerekse yabancı basından topladığı tüm gazeteleri arşivine eklemiş, eklemekle kalmamış hepsini okumuş, önemli bulduğu haberleri bir ajandaya notlamış.

30 ajanda doldurmuş

Dört çocuk babası Nazım Uzunboylu, daha 14 yaşındayken başlamış günlük gazete biriktirmeye. Kimi zaman her gün satın aldığı altı-yedi gazetenin yanında bir-iki de dergi almış. Eve gelip hepsini en ince ayrıntısına kadar okuyan Uzunboylu, gazetelerde yazan önemli haberleri de aksatmadan ajandasına yazmış. Böyle böyle, bugüne kadar yaklaşık 30 tane ajandası olmuş.
Evlendiğinde eşi Gülbahar Uzunboylu da onun bu merakına destek çıkmış. Evlerinde kendileri ve dört çocuklarının yanında bir de gazeteler için oda açmışlar. Nemlenmesinler, çürümesinler diye de odada haftalık bakım yapmışlar. Nazım Uzunboylu 2001 yılında bir rahatsızlığı dolayısıyla hastanede kaldığı süreçte bile önce arşivim demiş, kendisine mutlaka gazete aldırmış. Uzunboylu, iş için Almanya’ya göç eden iki çocuğunu ziyarete gittiğinde de Alman gazetelerini arşivine ekleme şansı yakalamış.

Çocuklarının da hobisi oldu

O gün bugün derken tam 40 yıl geçti ve Nazım Uzunboylu’nun arşiv odasında 50 binin üzerinde gazete birikti. Bugün üst üste koyduğu binlerce gazete arasında bize poz veren Nazım Uzunboylu, çocuklarına da aynı hobiyi aşılamış olmanın haklı gururunu yaşıyor. Almanya’daki iki oğlundan büyük olanının 14 yıldır, küçük olanının ise dört yıldır gazete arşivlediğini anlatan Uzunboylu, “Zaman zaman il dışından gelerek çok eski tarihli gazeteleri sorduklarında veriyorum. Fotokopilerini çektirip getiriyorlar. Arşivimde Menderes ile ilgili gazeteler bile var” dedi.
“Ben yerde gazete bulsam alıp arşivime koyarım” diyen Nazım Uzunboylu, gazetelerini muhafaza etmek için çelik bir baraka düşündüğünü, onları barakanın içinde tarihlerine göre düzenlemek istediğini söyledi.
Eşine bıkmadan usanmadan hobisi için her türlü desteği veren Gülbahar Uzunboylu ise, “Gazetelerin bulunduğu odayı sık sık elden geçiriyorum. Eşimin de merakı bu, ben de destek oluyorum” dedi.

Kaynak: Taraf Gazetesi

05 Ekim 2009 Pazartesi

vartolular derneginde kürt açılımı paneli


Vartolular Derneği Eyüp ( Nurtepe) şubesinde bugün akşam saatlerinde güncel bir konu başlığını ele alan bir panel vardı.
"Eşit Haklara Dayalı Demokratik Halkçı Çözüm İçin Kürt Açılımını tartışıyoruz " adıyla duyurulan panelin katılımcı panelistleri Emep MYK üyesi İskender Bayhan ile Vartolular Derneği eski başkanı Av.Orhan Tural'dı.

PANELDEN FOTOĞRAFLAR <<

Divan olarak Ev Sahibi Vartolular Derneği Eyüp şube Başkanı İlhan Ballıkaya kısa bir konuşma yaptıktan sonra divana panelde hazır bulunan Varto Der Genel Merkezi Üst kurul Yönetiminden Av.Eylem Bingöl ' de davet edildikten sonra,yaklaşık 3 saat süren panelde konuklar konuya ilişkin sunumlarını gerçekleştirdikten sonra izleyicilerin de fikirlerini belirtmesi istendi.Soru cevap formatından ziyade ağırlıklı olarak konukların da kendi fikirlerini de özgürce dile getirmesiyle panel önemli ölçüde zenginlik ve hareketlilik kazanmış oldu.
Av. Orhan Tural genel olarak "lafı kimin söylediğine değil, söylenen veya yapılmak istenen şeye bakılması gerekiyor diyerek, bugün doğru olarak dillendirilen bu konuda kürt sorunun barış içinde çözülmesinden yana her kimki bir damla katkı sunar biz ondan yana yerimizi belirleriz bunu Akp söylüyor diye bundan vazgeçecek değiliz aynı doğruları sebep ne olursa olsun Chp de dillendirse onun da doğru yaptığını söylerdik" dedi.
İskender Bayhanlı ise "kendisinin de siyasal kimliğinden öte nihayetinde bir Türk olduğunu ve 30 yıldır süren bu "kirli savaştan" hiç bir şekilde Türk halkının yararına olan bir gelişme yaşanmadığını, devam eden çatışmaların da asla halklara kazandıracağı birşey olmadığını, savaş harcamalarına giden paralarla insana daha yakışan adımlar atılabileceğinin farkında olunması gerektiğini" belirtti.
Panelden genel olarak çıkan kanı bu konunun artık hayatın sürdüğü her mekanda dillendirilmesinin zorunluluk olduğu,savaşın, silahın, şiddetin çözüm aracı olmaktan kesinlikle çıkarılmasının en önemli adım olacağı bunun yanı sıra gericilik karşıtı olmakla savaş konusunda şiddetin karşısında yer almanın bir birinden ayrılması gerektiği, doğru cümleyi dile getiren partiye bakmaksızın tüm halkların yararına kalıcı çözüm sağlanması gerektiği dillendirilirken tüm sorunların iç içe geçmişliği ve bütünlüklü bir mücadelenin önemine de dikkat çekildi.
Panel bitiminde süren sohbetlerde de "Demokratik Çözüm" kavramı ele alınmaya devam edildi.

Haber& Gözlem: Veli Beyazgül

www.vartositesi.com

04 Ekim 2009 Pazar

Lice'deki cocuklar gazze'deki cocuklar !

Ahmet Altan'ın Lice'de Havan topu ile vurularak öldürülen küçük kızı konu edinen yazısını aynen yayımlıyoruz-www.vartositesi.com

Ceylan'ın Gazze'deki çocuktan ne farkı var?


Cumhuriyet Başsavcısı Durdu Kavak, 28 Eylül’de Lice ilçesinin Şenlik köyünde yaşayan 12 yaşındaki Ceylan Önkol’un güvenlik güçlerinin attığı havan mermisiyle öldüğü iddiasının ardından dün bir savcı ile iki patlayıcı uzmanının olay yerinde keşif yaptığını açıkladı.

Kavak dün yaptığı açıklamada patlamanın meydana geldiği yerin “teröre müzahir” (Arkalayan, destekleyici, arka çıkan, yardımcı) bölge olduğunu belirterek otopsi işlemlerinin Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından, doktor eşliğinde ve aynı gün olay yerine en yakın kurum olan Abalı Jandarma Karakol Komutanlığı’nda yapıldığını belirtti.

Parçalar jandarmada

Lice Cumhuriyet Başsavcılığı’nca çok yönlü olarak yürütülen soruşturmanın yakından takip edildiğini belirten Kavak, şunları söyledi:

“Teröre müzahir bölge olan olay yerinde gerekli güvenlik önlemleri alındıktan sonra dün (önceki gün) Lice Cumhuriyet Savcısı tarafından Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’nde görevli iki patlayıcı madde uzmanıyla birlikte mahallinde keşif yapılmıştır. Olay yerinde elde edilen patlayıcı maddeye ait parçalar ile diğer materyaller ve otopsi sırasında maktulün bedeni üzerinde elde edilen patlayıcı maddeye ait parçalar ile diğer materyaller incelenip, rapor düzenlenmesi için keşifte hazır bulunan patlayıcı madde uzmanlarına teslim edilmiş olup, rapor sonucu beklenmektedir.”

Önkol ile ilgili adli muayene tutanağı ise ailesinin avukatı tarafından açıklanmıştı.

Cumhuriyet Savcısı Mustafa Kamil Çolak ve doktor Deniz Akelma’nın imzasını taşıyan tutanakta küçük kızın yüz bölgesi ve kollarında şarapnel parçası bulunmadığı, ancak göğüs bölgesi ve vücudun değişik yerlerinde irili ufaklı şarapnel parçası görüldüğünü ve bu parçaların olay yeri inceleme ekibinde görevli jandarma personeline teslim edildiği belirtildi.

Ceset üzerinde bilirkişi olarak inceleme yapan Akelma da tutanakta “ölümün patlayıcı madde sonucu ortaya çıkan balistik etkiyle iç organların parçalanması sonucu” meydana geldiğini ifade etti.

‘Eteğinde taşıdı’

Taraf gazetesinin dünkü haberine göre olay yerinde inceleme yapan DTP Diyarbakır Milletvekili Aysel Tuğluk da “devlet eliyle bir cinayet” işlendiğini savunarak, “Bir kız çocuğu annesine ‘Makarna yap’ diyor, dışarı çıkıyor. Beş dakika sonra o anne çocuğunun iç organlarının oraya buraya savrulduğunu görüyor. Bu parçaları eteğine koyarak taşıyor. O anneye barış sürecinde olduğumuzu nasıl izah edeceğiz. Bu insanlar affedecek mi devleti” dedi.

AHMET ALTAN TARAF’TA YAZDI
SUSACAK MISINIZ?


Bazen tek bir olay, bütün bir ülkeyi anlatır. Şu Ceylan’ın korkunç hikâyesine bakın, Türkiye’yi göreceksiniz. Bu ülke, bir roketle bir kız çocuğunun paramparça edilebildiği bir ülke. Bir sosyal demokrat, bir siyasetçi, bir insan olan Deniz Baykal, “Kürt açılımının içi boş, doldursunlar konuşalım” diyordu.
Ceylan’ı vuran roket o “açılımın” içini dolduramıyorsa hiçbir şey dolduramaz. Açılım denilen şey bu işte Deniz Bey. “Anne, bana makarna pişirsene” dedikten sonra evinden çıkan kızın bir roketle parçalanmaması. Bu kadar basit işte. O kızın ölmemesi açılım. Buna karşı mısınız? Bunun içini boş mu buluyorsunuz?

Aslında bu soruları Baykal’la Bahçeli’ye Başbakan Erdoğan’ın sorması gerekiyordu. Onun cesareti yetmediği için sormak bize düşüyor. Başbakan, o roketin bir askeri birlikten atıldığının ortaya çıkmasından çekindiği için olacak ağzını bile açmıyor.
Gazze’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkmak kolay. Türkiye’de ölen çocuklara Türkiye’den sahip çıkın siz. Nedir bu sessizliğiniz? Kürsü kürsü dolaşıp bağıran Erdoğanlara, Baykallara, Bahçelilere ne oldu? Zor, değil mi bir çocuğu askerler vurunca konuşmak?

Ceylan Önkol“Dağa çıkarım” diye bağırıyordu Bahçeli, o kadar yüreği varsa dağa çıkmasına gerek yok, siyasetçiliğini yaptığı ülkede vurulan çocuğun hesabını sorabilsin yeter. Bağırmak ne kolay Devlet Bey, bağırmak ne kolay. Bak senin memleketinin bir köşesinde bir çocuğu vurdular. Sesini çıkarmak bir yana yüzünü bile gösteremiyorsun. Bir çocuğa bile sahip çıkamıyorsun, dağa çıkıp ne yapacaksın?
Susuyorlar.

Ceylanın vurulması bize Türkiye’deki siyaseti, siyasetçileri gösteriyor işte. Susan sadece onlar mı? Neredeyse bütün Türkiye susuyor. Şu medyaya bakın. Bu nasıl bir bıçak kesmez sessizlik Allahım. Bir gazete neye yarar vurulan bir çocuğun hesabını soramazsa? Onca kâğıda, mürekkebe, emeğe yazık. Bir kız çocuğunun bir roketle vurulup parçalandığı, devletin ortadan yok olduğu, savcının köye gitmediği, doktorun karakol bahçesinde otopsi yaptığı bir ülkede yaşıyorsunuz. Bunlardan hiç mi biri size tuhaf gelmiyor? Hiç mi birinde haber değeri bulmuyorsunuz?
Bu medya iki grupmuş da, birisi muhalifmiş de, öbürü başbakanı tutarmış da, muhalif olan demokrasi mücahidiymiş de...
Bunlar iki grup falan değil. Bunlar tek grup. Öyle ortak bir sessizlikleri var ki...
Hele o muhalif geçinenler...
Ne oldu muhalefetinize?
Bu hükümetin iktidarında bir çocuk vuruldu, niye hükümete hesap sormuyorsunuz, niye muhalefet yapmıyorsunuz? Hükümet “iyi bir şey” yaptığında muhalefet etmek için yerlerde yuvarlanıyorsunuz, muhalefet edecekseniz hükümetin bu “sessizliğine” muhalefet etsenize.
Olmuyor değil mi?
Roketi atan asker olunca sizin o muhalif dilleriniz tutuluveriyor. Ceylan’ın annesi, “Kızımın parçalarını etekliğimde taşıdım” diyor. Hiç mi içiniz acımıyor sizin? Hiç mi vicdanınız yok? Bu sessizlikten hiç mi utanmazsınız?
Yarın bir gün çocuğunuz çıkıp gelse de, “Bir küçük çocuğu vurmuşlar, sen neden yazmadın” dese, ne diyeceksiniz? Çocuğunuzdan da mı utanmıyorsunuz? Hadi vicdanınızdan, utanmanızdan vazgeçtik, gazetecilik merakınız da mı yok?
Üç askeri karakolun ortasındaki bir köyde bir küçük kız nasıl bir mermiyle parçalandı, merak etmiyor musunuz? Her konuda birbirinizden farklıyken bir küçük kız vurulduğunda ortaklaşa sesiz kalmayı size kim öğretti?
“Anne bana makarna pişirsene” dedikten sonra bir kız paramparça oldu.
İstediğiniz kadar susun. O ölü kızın çığlığı sizin sessizliğinizden büyük.
Siz sustukça o bağıracak.
Siz sustukça o bağıracak.
Ta ki siz de bağırana kadar.

Kaynakça:Milliyet Gazetesi
Taraf Gazetesi
www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

02 Ekim 2009 Cuma

Müdürler ve okullar - Mutlu Haner


Mutlu Haner Büyük Bir İhtimalle Gururla Sunar:
MÜDÜRLER VE OKULLAR
Okullar dün başladı... İlginçtir, benim okuldan nefretim okul hayatımın sona ermesini müteakip başladı....
Lise bitimiminden sonra... Okul bitene kadar bu gönüllü kölelikten kurtulmanın çok zor olduğu fikri içinde kıvrantı seansları geçiriridm... Öğrencilerce çok sevilen, üzerinden araba altında ezilmiş kurbağa ölüsü tipli bir müdür yardımcımız vardı: Şeyh-ül İslam (!) Muhsin Efendi... Okulun son gününde top sakal bırakmıştım diye karnemi vermemekle tehdit etmesi bir yana okula almamıştı. Aynı final günde türbanlı ve bermudalı kızlar da vardı ancak yönetmelik bir tek bana işliyordu!
Okulun son haftasında herkesin sivil kıyafetle gittiği bir İstanbul gezisinde de aynı yönetmeliği delmiştim ve bu belli ki ona çok batmıştı bu... Ve okul müdürü kavramı da benim için artık buradan itibaren tabuta konulmuş bir saygın naaş olmuştu... Hayatımda yaşayan tek müdür kavramı yazı işleri müdürü olmuştu...
Oysa bi vakitkler müdür denildiğinde aklımda ne saygın bir imge beliriridi! Taştan bir köy okulunda başladım okul yaşamıma. O zaman bir müdür vardı (mışşş!.. Meğer Selami amca imiş) ama sürekli evimize gidip gelen bir lojman komşumuz olduğundan onu öğretmen veya müdürün de ötesinde bir amca gibi bilirdim.
Nitekim derste amca diyordum, kızıyordu...
Sonra kasabaya taşınırken ordaki okul binası bile bana devasa gelmişti. Şimdilerde İstanbul'un mahallelerinde bile gördüğününüz o tipik ilk öğretim okulları abartısız Muş Hükümet konağı kadardır. Varto Belediye binasından bilene de büyüktür! Oysa onların çeyreği olablecek o küçük ilk okul binası ve o kasaba (Varto) bana nasıl büyük geliyordu. Doğu bölgesindeki köy çocukları bilir, bağlı oldukçarı kasaba bile sanki onların memleketi değildir. Onların dünyaları, köyün etrafını çevrelemiş yüksek gri dağlarla sınır komşusudur. Ve onların imgeleri o dağları böyle deler geçer gider dayanamadı mı!.. Pastoral şiir de böyle çıkmıştır nitekm. Doğanın insanı sıkıştırması sonucu... Veya ovalar ise önünü açması gibi... Ahmed Arif gibi, Orhan Veli gibi...
Ben de o çocukardan biriydim Varto'nun o köyünde... Dağların şekline göre dağlara isim takmıştım. Oval, kavisli şekilli dağlara içinde yuvarak geniş (a,o,u) harfler bulnan uydurma adlar takarken, sert, keskin hatlı ve kayalardan oluşan dağlara da içinde sert sürekli sessizler (ç,t,k,p) bulunan isimler takmıştım. Olomlu dağ,şaşmaşlı dağ, kınxor dağı, çıtkıt dağı vb...
Hala bunu hayretle anımsıyorum. Başında bir müdür olmasa da insanın içinde doğadan icazet alan bir müdür mü vardır?
Doğanın ruhumla örtüşmesinin sonucu ortaya çıkan jargonumun sözcüklerini hala günlüklerimdeki dilde kullanıyorum. Ölmesini istemiyorum. O dili bir köy belirledi, doğa belirledi o dili... Ekleri, artikılları, bağlaçları yok ama sözcükleri olan bir dil..
....
Bir de derenin kurumasından sonra çıkan taşlar çok muazzam gelirdi biz köy çocuklarına. Anne babamın memur olmasının hiçbir sosyal etkisinin en olmadığını köyde gördüm. Varto'ya gittiğimizde bile bu durum değişti. Çünkü müdürlük kavramı artık ilçeden olmak üzere bir defa başlıyordu...
Bunlar 1988-89 seneleridir. Benim için milad kadar eski, tozlu ve bulanık bir fotoğraf gibidir ama o zaman 20 lerde olanlar için dün gibidir...
Ben müdürü ilk duyduğumda sadece duydum! Göremiyorduk, çünkü hiç odasından çıkmıyordu. Bu kapandığı delikten çıkmamasının ve öğrenci içine hiç karışmamasının etkisinin yanında üstüne üstlük bir de hatırlaayamadığım birisinin bu okulun sahibi müdürdr demesi kafamı o kadar kurcaladı ki...
Sanıyordum bütün okulları müdürleri yapmıştır. Yani sanıyordum ki o koskocaman binayı o adamcağız tek başına eline malayı almış, küreği, çimentoyu vesaireyi ve başlamış tek başına günlerce binayı yapmaya... Ve artık o kadar yorgun, o kadar bittap düşmüş ki onun için yorgunluktan derslere giremiyor!
Onun hakkıdır dinlenmek diye içimden geçirip beyin emeğinin bilgisine sahip olmadan emeklemekte olan algılarımı zamanın göstereceği gerçeklere ve hayat okuluna bırakıştım... bu sebepledir ki kurduğum hayal ve dünyaların yerini gerçeklerle değiştirmek beni çok zorladıysa da onlar için bir müdür tutup ayrı bir yerimde onları yönetişim, biraz da içimden müdür kavramını attığım kadar koruduğumu da göstermiştir...
...
Evet , insanın bir tarafı gerçek dışı olmalıdır... Şaşkaloz materyaistlerin anlayamadığı ahlaki idealizmden söz ediyorum... Üretmek ideları zengin tumaktan geçiyor... Ve kendimi hanidir şununla itham ediyorum, dışarıda kural tanımazım, ancak içimde sıkı bir devlet mi var acaba?
Ya da sıkı bir müdür mü?
Ki bu müdür müdür müdür acaba?
-kısaltılmamıştır, bilakiz fena halde uzatılmıştır...
ATILAN PARAGRAF:
....
Şimdilerde bir de okullarda dersleri birbirinden ayırmaktan daha çok birbiriyle birleştiren o melodik teneffüs zilleri beni nasıl illet ediyor, bir bilseniz...Hababam sınıfının jenerik müziği de bu resmi züppeliğin doruk noktası... Ne kadar çelişkli ve yapay bir durum değil mi? Ne yani sevimlileştirmne çabaları mı bunlar?
Gerçeklerden kaçmak güzeldir bazen ama gerçeklerden kaşıp yapaylığa kaçmak sa olmuyor...
...
Mutlu Haner
--
Karikatür:Cihan DEMİRCİ
-----------------
www.vartositesi.com

01 Ekim 2009 Perşembe

Bana iyi bak general - Ece Temelkuran -vartositesi.com

Bana iyi bak general!

Ece TEMELKURAN-ın milliyet gazetesindeki yazısından alıntıdır.
13 Eylül 2009 Pazar 12:43
12 Eylül darbesinin idam ettiği ve 25 yıl boyunca mezarı bulunamayan Veysel Güney üzerine Ethem Dinçer’in 6.9. 2009 tarihinde Radikal-2’de yayımlanmış ‘Beni hatırladın mı general?’ yazısına devam olarak...
Bana bak general! Yüzüme iyi bak! Çünkü general, benim çocuğum da bana benzeyecek. Aklında tut yüzümü.
Aklında tut, çünkü general, er ya da geç senin torunun, benim çocuklarımdan özür dileyecek. Sen torununa hesabını vermediğin cinayetleri miras bırakıyorsun.
Torunun senin gibi olmayacak general. Ama benim çocuğum aynı bana benzeyecek.

Torunun general...
Senin torunun general, senin yaptıklarını benim yazdıklarımdan öğrenecek. Alman çocuklar Yahudilerden nasıl özür diliyorsa her gün, şimdi, senin torunun da, hiç işlemediği günahlar için, benim çocuklarımdan özür dileyecek.
Bana iyi bak general! Sen bu memleketin ümüğüne çöktüğünde ben sekiz yaşındaydım. Bir sabaha karşı annem ağladı. Babamın yüzü ihtiyarlamıştı o sabah. Ben böyle bildim senin ne mal olduğunu. Ben o sabahı unutmam general. Kitaplar okudum, hikâyeler dinledim. Sen, suçlarınla başka bir ülke, günahlarınla başka bir insan yaratmak istedin. Ama bak işte, ben olmadım. Ben general, sana karşı kazanılmış bir zaferim. İşte burada yazıyorum. Bana iyi bak general! Çünkü bu memlekette benden çok var.

Zalimleri hecele...
Bana bak general! Sen darağaçlarını kurduğunda ve Kürtleri Diyarbakır Cezaevi’nde ‘Co’ adlı bir ite selam durdurduğunda ben, dokuz yaşındaydım. Sen yazdırmadın, konuşturmadın, senin gibilere memleketi suspus selam durdurdun, unutturdun. Ama şu işe bak ki general, ezberden sayabilirim hepinizin adını, soyadını. Bana iyi bak general! Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek. Tıpkı benim gibi olacak o da; okumayı zalimlerin adlarını heceleyerek sökecek.

Böyle bir ülke...
Söylesene general, ben niye Commer’in ismini biliyorum? Co’yu neden bilmeliyim ben? Kaç kadına copla tecavüz edildiğini, insanların foseptik çukurlarında bekletildiğini, Mamak’ta başlarından aşağıya boşaltılan suyla ayakları buzlu zemine yapışmasın diye zıplayan çıplak adamları niye bilmeliyim? Bi’ deyiversene general, babasının çocuğuna tecavüze zorlandığını niye öğrenmeliydim? İdam sehpalarında adamların kendi taburelerine tekme attığı niye rüyama girmeliydi daha 16 yaşımdayken? Erdal Eren’in yüzü niye aklına kazınsın bir çocuğun daha 10 yaşında? Bütün bunlar olmamış gibi yapan bir ülkede yalan söylememeyi öğrenerek nasıl büyür bir çocuk bilir misin general? Nasıl okur, nasıl gazeteci olur?

‘Hayır duam’
Ben sekiz yaşındaydım ve sen gelip bana böyle bir hayat verdin, böyle bir ülke, böyle insanlar. Zalimlerin isimlerini unutmamam gereken bir ömür verdin. General, sen beni, çocuklarıma bunları öğretmeye mecbur ettin.
Bana bak general! İyi bak general. Adımı ezberle. İyi bak general. Çünkü benim çocuğum da bana benzeyecek.
--------------------------------------------
www.vartositesi.com TEKNİK BİR SORUN NEDENİYLE BİR SÜRE BOYUNCA BU YAZI İLE MANŞETİNİ KORUYACAK.Sitemizdeki yakın zaman dosyalarımıza bir süre ulaşamayabilirsiniz.Ancak daha eski tarihli yazılar ve dosyalara ulaşabilmek için http://varto.blogcu.com adresimiz sürekli açık. Üst başlıklarda bulunan butonların da bir bölümü çalışıyor.Anlayışınız için teşekkür ederiz.
Sorun çözülünceye kadar sevgiyle kalın...

http://www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

19 Eylül 2009 Cumartesi

Darbecilere sorular - 12 Eylulun ardindan - Radikal2

Mezarsız Veysel Güney'den darbecilere sorular


Mezarsız Veysel Güney'den darbecilere sorular

Veysel Güney.
Erdal Eren.
Serdar Soyergin.
Kadir Tandoğan (soldan sağa).



ETHEM DİNÇER


RADİKAL 2
/
06/09/2009


Yüz binlerce kişiyi işkenceden geçirdiniz. Siz DAL'ı bilir misiniz general? Filistin askısını, elektriği, Diyarbakır Cezaevi'ni?

Beni hatırladın mı general? Ben Veysel Güney. Mezarsız ölüleri görür müsün düşünde? Bak diğerleri de burada. Necdet, Serdar, Erdal, Ahmet, Kadir, Mustafa, İbrahim Ethem, Seyit, Necati, Ali, Ramazan, Ömer, Mehmet, Erdoğan, İlyas, Hıdır.


Madem referandum istedin yargılanmak için, işte yapmaya geldik. Sen, turuncunun serbest, mavinin yasak, zarfların şeffaf olduğu bir referandum yapmıştın. Öyle yasakladın ki hayır oylarını, mavi kart haberleri için bile gazete toplattınız! Burada evet de serbest, hayır da. Korkma general! Yargılanıp cezaevine girdiğinde resim malzemelerini almayız elinden.

Necdet Adalı’yı bilirsin general. Necdet giydi ilk beyaz gömleği. Üç kişilik heyetten askeri üyenin katkısıyla ikiye bir çıktı idam kararı? Askerlerin ne işi vardı sivil mahkemede? Evet oyu veren sivil yargıcın “TBMM kabul etmez nasıl olsa” diye evet verdiğini biliyor musun? Yasal zorunluluk ortadan kalksın diye, MGK’nın TBMM yerine konularak idamları onayladığını hatırlıyor musun? Daha 25 gün geçmemişti darbenin üstünden, astınız Necdet’i. İdamlara başlamasak nasıl kıracaktık halkın direnişini diye düşündün belli ki!
Avukat yok
Bak bu Serdar... Sarı Serdar. Serdar Soyergin. Yakalanması, yargılanması ve idamı 42 gün sürdü. Avukat istemişti Serdar. Cevabınız, “Daha önce böyle bir talepte bulunmadığı için reddedilmiştir” oldu. Daha öncesi yoktu ki general! Zaten ilk ve tek duruşmaydı! Serdar’ın yüzbaşıyı öldürdüğünü iddia ettiniz. Oysa mahkeme heyeti de dahil herkes biliyordu ki, yüzbaşıyı vuran Serdar değil Süleyman’dı. Konseyde konuştunuz üstelik Serdar’ın yüzbaşıyı vurmadığını. Yaralı ayağıyla işkence yaptınız Serdar’a. Yine de öldürmediğini söyledi. Tek celse, tek duruşma. Serdar’ın kangren olmuş ayağı kesilse idam edilmeyecekti, ama kabul etmedi Serdar. Kitabına uydurup astınız onu.

Korkuttunuz general. Bastırdınız. Bir milyondan fazla kişiyi gözaltına aldırdınız. Yüz binlerce kişiyi işkenceden geçirdiniz. Siz DAL’ı (Derin Araştırma Laboratuarı) bilir misiniz general? Filistin askısını, elektriği, Diyarbakır Cezaevi’ni? Esat Oktay Yıldıran’ı? Köpeği Co’ya esas duruşta durmayan tutsakların hayalarının ısırttığını bilir misin? Saatlerce lağım çukurlarında tutulduğunu bilir misin tutsakların? Fare yedirmenin ne demek olduğunu bilir misin? B.k yedirdiğiniz insanları unuttun mu? Babanın ço..... tecavüze zorlandığını bilir misin? Kapatacaklarmış Diyarbakır Cezaevi’ni. Kapanmadan bir geceni geçirir misin general? Dörtlerin yandığı koğuşta hem de! Zulmün üstüne ateşle yürüyenlerin koğuşunda? Bir gece general... Korkma! Biz işkence yapmayız!

Hep 17

Bak bu Erdal Eren... Erdal’a iyi bak general. O hep 17 yaşında kaldı. Daha sakalları çıkmamıştı. Kaç kez kemik incelemesi yapılmasını istedi avukatı. Son fotoğrafa iyi bak general! Avukatın taleplerini yerine getirmek yerine ne yaptınız hatırlıyor musun? Avukatı da tutukladınız general! Erdal’ın vurduğunu iddia ettiğiniz asker, çok yakından vurulmuştu! Adli Tıp 5 ile 35 santimlik bir mesafeden vurulduğunu söylüyordu. Oysa Erdal en az 13 metre ilerdeydi! Erdal’a verebileceğiniz ceza, en çok korsan eyleme katılma cezasıydı. Neden olay yeri keşfi yaptırmadınız? Neden ölen askerin elbiseleri mahkemeye sunulmadı? Asker başka bir askerin kaza kurşunuyla mı vuruldu general?

Veda mektubunu bile iç çamaşırına saklayarak getirdi Erdal. Çocuğu astınız ama çocuklar çabuk büyür zulmün üstüne. Erdal o yaşında başı dik gitti! Deniz’den nasıl öğrendiyse öyle! “Hadi eyvallah” dedi ve gitti!

Bak bunlar Ahmet Saner ve Kadir Tandoğan! Sahi kimdi Ahmet ve Kadir’in öldürdüğünü iddia ettiğiniz kişiler? Ne işleri vardı Türkiye’de? Mahkemede kaç kez sordu çocuklar görevlerini açıklayın diye. Neden açıklamadınız? Vietnam kasabı Commer’in ülkemize gelmesinden üç gün sonra astınız onları. Öylesine çiğnediniz ki savunduğunuz hukukunuzu, cezaevi komutanı bile isyan etti. Avukatlara “Bu çocukları ABD yasalarıyla asıyorlar” dedi.

Mustafa Özenç’i bilir misiniz general? Avukatının Adana’ya girişini yasaklamıştınız. Neredeyse bütün siyasi davaları takip eden 10-15 avukat kalmıştı ülkede. Onların da duruşmalara girmesini binbir yöntemle neden engellediniz? Kente girişi yasak olan biri müvekkilini nasıl savunacaktı? Yasalar sizin yasalarınızdı, mahkemeler askeri mahkeme. Darbenin bile hukukunu çiğnediniz general? Büyük bir siyasi hareketin liderini, odasına çağırıp “Ben bir işkenceciyim” diyen Mamak cezaevi müdürünüz Raci Tetik aracılığıyla tehdit ettiniz mi? Konsey üyelerinden herhangi birine suikast düzenlenirse bütün siyasi tutukluları kurşuna dizeriz, dediniz mi? Bu yetkiyi hangi yasadan aldınız general?

İbrahim Ethem Coşkun, Necati Vardar ve Seyit Konuk. Üç devrimci işçi. Daha darbeyi yaptığınız günlerde işveren örgütü temsilcisi açıklamıştı niyetinizi. “Bunca yıldır biz ağladık işçiler güldü, bundan sonra biz güleceğiz işçilerin anası ağlayacak!” Sendikaları o nedenle kapatmadınız mı? Karar duruşmaları 1 Mayıs’a denk gelmişti ve mahkemede “Yaşasın 1 Mayıs” dedikleri için iyi hal indiriminden yararlandırmadınız! Dünyanın her yerinde kutlanan bayramı kana buladınız! 13 Mart 82 gecesinde İzmir’i kana buladınız!

Cuntaya direnmek suçu

Ali Aktaş’ı doğum gününde astığınızı biliyor musun general? Hani idamını ailesine bile haber vermediğiniz Ali. Annesinin arzuhal yazdırırken idamını öğrendiği Ali. Gizlice gömdüğünüz, annesinin, Adana Mezarlığı’ndan çıkarıp köyüne götürdüğü Ali. Normal bir yargılamada çok kısa bir hapis cezası alması gerektiğini bilmiyor muydun general? Ali’nin mektubunu neden vermediniz? Köylüye neden Ali’nin adının anılmasını yasakladınız?

Sen bir teğmeni de asmaktan çekinmedin general. Arkadaşları Ramazan Yukarıgöz, Mehmet Kanbur ve Erdoğan Yazgan’la birlikte Teğmen Ömer Yazgan’ı astınız! Suçları cuntaya direnmekti. Ömerlere idam cezası veren yargıç, rüşvet suçundan tutuklanmıştı hatırladın mı? Avukatların heyetin şaibeli olduğu itirazlarına neden cevap vermediniz? Dört devrimcinin mektubunu 25 yıl neden sakladınız general? Ramazan’ın annesi Aysel Teyze’den mi korktunuz? Ömer’e “ordudaki devrimci yapılanmaları ver, idamını durduralım” önerisi götürdün mü? İdamlık devrimcilerden hain çıktığı nerde görülmüş general? En küçük bir pişmanlık belirtisi olmadığını gördün mü mektuplarında? Neden dördünü de ‘hasrolan vicdani kanaat’ diyerek idamla yargıladınız? Ömer’in teğmen, Mehmet’in bekçi olması intikam isteğinizi güçlendirdi mi? Darbeden sonra eylem yapmaları mı etkiledi sizi? İdama gitmeden organlarını bağışladılar Ömerler! Yoksul halkımıza ücretsiz verilsin diye bağışladılar. Ailelerin cenazelere sahip çıkmasına neden itiraz ettiniz? Ramazan’ın annesini oğlunun cenazesine sahip çıkıyor diye Metris’te yatırdınız! Mehmet’in kız kardeşini “Bu faşistlere gözyaşınızı göstermeyin” dediği için bir yıl yatırdınız içerde! Anaların öfkesi katilleri boğacak, sloganı tam da o günlerde çıktı, sizin için söylendi! Bütün bu zulmün üstüne yine de Ömer’in cenazesine yüzlerce insanın katılmasını engelleyemediniz! Cunta günlerinde yüzlerce kişi yakalarında Ömer’in fotoğrafıyla yürüdü general! Bizim ölülerimizden de korktunuz, dirilerimizden de. Analarımızdan da, kardeşlerimizden de korktunuz. Ömer’in babası bir mektup yazmıştı size hatırladınız mı? “Ben oğlumu 15 yaşında verdim askeri okula! Eğer ortada bir suç varsa bu sizin suçunuzdur” demişti!

Sen hiç “Ölümüm bebeklerin mutluluğu içindir” diyerek ölüme giden birini gördün mü? İlyas Has öyle gitti ölüme! Hani şu meşhur lafınız “Asmayalım da besleyelim mi”yi 3 Ekim 1984’te söylemiştiniz. İcazetinizle yeniden açılan TBMM’ye seçilen vekiller emir saydılar sözünüzü! İlyas Has’ın cezası hemen onaylandı! Beslemeyelim dediniz ve dört gün sonra astılar İlyas’ı! Dosyasında hiçbir kanıt yoktu! Neredeyse 30 yıl geçti üstünden. Ne ana Dev Yol davası bitti ne de ana Dev Sol davası. İlyas da ana davalardan yargılansa mahkeme uzayacaktı değil mi general?

Tariş’i bilir misin general? İşçileriyle, işsizleriyle, gecekondularıyla, üniversite öğrencileriyle koskoca bir İzmir direnişteydi! Direniş olur da intikam olmaz mı? Tariş’in intikamını Hıdır Aslan’dan aldınız general! Son kez darağacını Hıdır için kurdunuz! Hıdır’ın mahkeme dosyasında hiçbir öldürme olayının olmadığını bilmiyor musun?

“Her şeyin üstüne bir gül işlenecek” diye yazmıştı üstat. “Mezarsız ölülerin üstüne”. O mezarsız ölü benim! Ben Veysel Güney! 10 Haziran 1981’de astığınız, mezarı hâlâ kayıp Veysel! Annem babam seninle yaşıt, hâlâ ziyaret etmek için mezarımı arıyorlar! Defalarca soruldu, başvuru yapıldı. Korkuyorsunuz! Cenazem teslim edilirse zaman aşımı sona erecek. Soluğu mahkemede alacaksınız! Yargılanacağıma intihar ederim demek de kurtaramayacak seni general! Savcı cenazemi babama teslim edilmek üzere Yüzbaşı Burhan Erdem’e teslim etmişti! Yüzbaşının nerede olduğunu bilmiyoruz dediniz, yüzbaşının adresi Savcılığa bildirildi oysa! Devlet kendi personelinin nerede olduğunu nasıl bilmez general! Bir teğmeni öldürdüğümü söyleyerek idam ettiniz beni! 11 günde iki duruşmada idam verdiniz! Teğmeni ben öldürmedim! O karışıklıkta ya yanlışlıkla operasyon timi öldürdü onu ya da demokrat teğmeni infaz ettiler! Sahi bunun araştırılmasını önlemek için mi cenazemi vermiyorsunuz general! Veda mektubumu da sakladınız! Bütün arkadaşlarım gibi ben de haykırıyordum çünkü: Onlar bir avuç sömürücü azınlıktır! Biz halkız! Utanılacak hiçbir şey yapmadık! Halkımızın mutluluğu için ölüme seve seve gidiyoruz!

Son isteğim, yol kenarına kazılmış, üzerine devrim şehidi yazılmış bir mezardı! Yaptırmadınız!

Yoldaşlarım yapacaklar! Darbecilerden hesap sorulduğu gün bulacaklar! Nasırlı ellerin o görkemli bayramında bulacaklar! Çocukların aç kalmadığı günlerde! Annelerin kayıp çocukları için ağlamadığı günlerde general! Açan kızıl güllerde. Üniversite amfilerinde. Demir çelik işçilerinin alınterinde. Halkımın yüreğinde bulacaklar beni general! Bir gün mutlaka general!

Kaynak:ETHEM DİNÇER: Mersin 78’liler Derneği eski başkanı

www.vartositesi.com

15 Eylül 2009 Salı

Badan köyüne imece usulü kanalizasyon

İmece Usulu İle Köye Kanalizasyon Yapıldı

Muş’un Varto İlçesine bağlı Teknedüzü Köyünde imce usulü ile kanalizasyon yapıldı. Kanalizasyon yapımında ortaya çıkan dayanışma ve örnek çalışma köydeki diğer etkinlikler içinde uygulanacağı belirtildi. Köy halkı yıllar süren kanalizasyon sıkıntısının imece usulü ile yapılması köy halkı arasında ise güven oluşturduğu gözlendi. Kanalizasyon yapılınca köye tatillerini geçirmek için il dışında ve yurt dışında yaşayan köylüler bu yaz köylerine akın ettiler.

Her evde modern klozetli tuvaletler yaptıklarını söyleyen köy muhtarı Metin Aydoğdu.”Köyün 30 haneli ve 150 nüfuslu bir köy olduğunu belirterek, köyde kanalizasyon ve septik çukuru olmadığından tuvaletler kullanılmıyordu. Köylü kadınlarımız bana gelerek imce usulü ile kanalizasyon yapmayı önerdiler bende köyün erkekleri ile oturup durumu görüştüm. Ve sonuçta her ev koyunu, keçisini satarak kanalizasyon yapımına başladık.

Kadınlarımız kazma küreklerle kanalizasyonu kazdılar. İnsan gücünün yetmediği yerlerde kazıcı kepçe kiraladık.

24 bin TL harcama yapıldı hala 10 Bin TL borcumuz var dedi. Kanalizasyon yapılmasıyla yurt genelinde bulunan köylüler tatillerini geçirmek için buraya geliyorlar dedi.
Kaynak:Muş Valiliği

www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

13 Eylül 2009 Pazar

intihar etti denilerek tabutu gonderilen asker icin dava

Adana'da Kamalak ailesi, Ağrı Eleşkirt'te vatani görevini yaparken 'intihar ettiği' gerekçesiyle cenazesi gönderilen oğulları için yargıya gidiyor.

Adana'da 3 Eylül Cuma günü gelen acı haber Kamalak ailesini yasa boğdu. 2.5 ay önce davul zurna ile askere gönderilen oğul Volkan Kamalak'ın intihar ettiği belirtilerek Levent Mahallesi'nde oturan ailesine cenazesi gönderildi. Kamalak'ın cenazesi Buruk Mezarlığı'nda toprağa verildi. Aileye, şehit ailelerine takdim edilen bayrak verildi. Baba Hayri Kamalak'ı telefonla arayan bölük komutanı oğlunun 'atış eğitimi' sırasında çenesine dayadığı silahı ateşleyerek intihar ettiğini anlattı. Baba Kamalak, "Oğlumun komutanı bana, atış poligonunda tüfeği tutukluk yaptığı, komutanın tutukluğu giderdikten sonra atışını gerçekleştirdiği, sonra mevziden 3-4 metre fırlayarak tek mermiyle çenesine sıkarak intihar ettiğini söyledi. Daha sonra ise yine bir komutan, atış poligonunda arkadaşının silahının tutukluk yaptığı, komutanı onun silahıyla uğraşırken oğlumun bunu fırsat bilerek 3 metre ileri çıkararak herkesin gözünün önünde intihar ettiğini anlattı. Bu çelişkili ifadeler şehit babası olarak bizi kuşkulandırıyor." dedi.

"Evladımız intihar etse bile bu duruma getirenler kim, nedenleri etkenleri nelerdir?" sorusunu yönelten Baba Kamalak, "Biz sonuna kadar bu işin takipçisiyiz. Oğlumun hiçbir psikolojik sorunu yoktu. Çok başarılı bir öğrenciydi. Askeriyeden belgeleri bekliyoruz. Bize sadece anlattılar belge göndermediler. Önce sivil mahkemelere sonra Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne kadar gireceğim. Biz burada halkı silahlı kuvvetlere, silahlı kuvvetleri de halka düşman etme gibi bir çabamız yok. Bir vatandaş olarak mağdur olmayı istemiyorum." diye konuştu.

Komutanların çelişkili ifadeler verdiğini söyleyen Kamalak, "Ben vatan millet sağ olsun. Bayrağımız var olsun. Başka evladım da feda olsun diye düşünmüyorum. Bayrağımız da vatanımız da yerinde duruyor. Benim canlı gönderdiğim evladımın tabutla gönderilmesinin nedenleri açıklansın. Çocuğumu o hale getirenleri, intihar ettiyse, intihar etmesine neden olanlar ortaya çıkarılmalı. Benim çocuğumun askerden önce hiçbir psikolojik sorunu yoktu." ifadesini kullandı.

Anne Meliha Kamalak ise oğlunun son telefon konuşmasında çok bunaltıldığını ilk izine çıktığında askerden kaçacağını söylediğini anlattı. Anne Kamalak, "Oğlumu ben sağlam teslim ettim. Hediye paketi yapar gibi tabutla gönderdiler. Benim oğlum intihar etmez. Rıza adlı engelli bir kardeşi var. Onu çok severdi. Sırf onun için bile intihar etmezdi." şeklinde konuştu. Kafalarında bazı soru işaretlerinin olduğunu anlatan anne Kamalak, suçluların bulunması gerektiğini aktardı.

Kaynak:(CİHAN Haber)

www.vartositesi.com

Sel ve savas yürekleri dağlıyor !

Bu günlerde yüreğimizi dağlayan bizi tarifsiz acılara sürükleyen 2 S var..Hani çok meşhur oldu ya 3G teknolojisi deyimi, bu öyle birşey değil.Bu 2S ne yazıkki savaşın ve sellerin yani ölümlerin kodlanmış hali ...
Trakya bölgesi ile Marmara'da ağırlıklı olarak da İstanbul'da etkili olan ve ağır sonuçlar yaşatan yağmurlar,sel baskınları, ve felaket olarak tanımlanabilecek son gelişmeler esnasında yakınlarını kaybeden bütün insanlara başsağlığı diliyoruz, maddi anlamda zarar gören bütün insanlara geçmiş olsun temennilerimiz
i gönderiyoruz.Vartoluların ve dostlarımızn yoğun olarak yaşadıkları bir çok noktada da etkin olan yağışlar ve sellerden zarar gören hemşehrilerimiz varsa dayanışma duygularımızı sunuyoruz.Ve önümüzdeki 3 gün boyunca da dikkatli olunması çağrısı yapıyoruz.

Şu anda ülke gün
deminde olan bu olayın yanısıra
Sözde açılım kelimesi ile tarif edilse de bir türlü içi doldurulamayan arkasında durulamayan ne olduğu henüz belli olmayan bir demokratikleşme hamlesi var.Sözdesini en başta eklemiştik.Samimi olunsa bu iş bir an öce biter.Şahin olarak tanımlanan çevrelerin -hangi taraftan olursa olsun- seslerini kesecek tek bir ses var,VİCDAN!
Kimse EMPATİ kuramıyor, kimse karşıdakinin yerine koyamıyor kendini ve hangi taraftan olursa olsun, adları ne olursa olsun yeni kayıplar gelmeye devam ediyor...tam da bu noktada
SAVAŞ ÇIĞIRTKANLIKLARINA da ARTIK DUR DEMEK İSTİYORUZ.YOKSUL HALKLARIN ÇOCUKLARI ÜZERİNDEN KİRLİ SİYASETLERİNE DEVAM EDEN HER ODAĞI VEYA KURUMU KINIYORUZ.YETER ARTIK BARIŞ GELSİN !...

Konuya dair geçen gün bir çatışmada hayatını kaybeden Muş Malazgirtli erin babasının cümlelerini sizlere akt
armak istiyoruz."BAHÇELİ SUSSUN, O EVLAT ACISI NEDİR BİLMEZ”
Şehidin babası Mehmet Nasir Ulaş, yaptığı konuşmada Kürt açılımının bir an önce tamamlanması gerektiğini belirterek, açılıma sert tavır gösteren MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli için, “Devlet Bahçeli’nin çocuğu yok. O evlat acısı nedir bilmez. O yüzden hiç konuşmasın, sussun. Bu konuda hiç tepki göstermesin. Bu sorun çözülsün evlatlarımız artık ölmesin.” dedi.

Annesinin cümleleri ise şu şekildeydi

BAŞKALARININ ÇOCUĞU ŞEHİT OLMASIN
Anne Taliha Ulaş ise iki gün önce oğlu ile telefonla görüştüğünü anlatarak, “Oğlum bana, yerinin çok iyi olduğunu söyledi. (Herhangi bir sıkıntım yok. Eğer ben şehit olursam sakın ağlamayın) dedi. Benim oğlum şehit oldu. Canı veren de Allah alan da Allah. Benim çocuğum şehit oldu, başkalarının çocuğu olmasın. Bu Kürt sorunu bir an önce çözülsün. Hiç kimsenin annesi ağlamasın. İki tarafın da annesi var. İki tarafta da yürekler yanıyor, anneler ağlıyor. Artık bu süreç hızlansın ve sorun bitsin.” şeklinde konuştu."

Kaynak:Haber Ajansları


VARTONUN ÇIĞLIĞI
www.vartositesi.com

09 Eylül 2009 Çarşamba

gorgu koyu qurcik tanitimi vartositesi.com da


Köylerimizi tanıtmaya Görgü Köyü ( Qurçık) ile devam ediyoruz.
Bu köyümüzü tanıtabilmemiz için sitemize fotoğraf ve tarihsel bilgileri ulaştıran Bayram AKGÜL ' e teşekkür ediyoruz.-vartositesi.com-

KURÇİK TARİHİ



Varto’nun en büyük köylerinden biri olan Kurçik (Görgü köyü) ve yanı başında bulunan Goma Zıle (Koçyatağı köyü) iki kardeş köydür. Bu köylerde yaşamını sürdüren yaklaşık 150 hane vardır.

Klavsız aşiretine bağlı yedi çocuktan ikisi şimdiki “Kurçik” köyünün olduğu bölgeye gelip yerleşmişlerdir. Yerleştikleri bu bölgenin dağlık ve çok taşlık olduğunu gören iki kardeş buraya Kurçik ismini uygun görürler. Topladıkları taşların yığıldığı yerler hep kurç görünümde olduğu için Zazaca “Kurçik” demişler ve yıllardan beri Zazaca ismiyle anılmış ve öyle bilinmiştir. Günümüzdeki Türkçe ismi ise “Görgü’dür.” Her iki isimde günümüzde kullanılmakta ve bilinmektedir.

Hayderan aşiretinin bir parçası olan Kılavsız aşireti ( Ailesi, Kabilesi), Varto’ya yaklaşık olarak 600 yıl önce Erzincan’ın Tercan bölgesinden geldiği bilinmekte ve günümüzde yaşayan büyüklerimiz tarafından dile getirilmektedir.

Kılaye siya adındaki aile reisi yedi çocuğu ile birlikte ilk önce Varto’nun Zaçeğ köyüne yerleşir. Zamanla bu aileye Zaçeğ köyü küçük gelmeye başlar, ardından arazi yetersizliğinden dolayı Varto’nun değişik bölgelerine dağılır ve oralarda yerleşik bir hayat kurarlar. Kılavsız’lar bugün itibari ile Varto’nun “Zaçeğ”, “Mışko”, “Goma Zıle” ve “Kurçik” köylerinde bunun dışında Erzurum’un “Derik” köyünde toplu olarak yaşamlarını devam ettirmektedirler. İlk zamanlarda “Kunav” köyünün olduğu yerde yaşayan Klavsız’ların bir kısmı da bir dönem “Başkent” ve “Seferek” köylerinde’de yaşamışlardır.
BÜTÜN FOTOĞRAFLARI GÖRÜNTÜLEMEK İÇİN
BURAYI TIKLAYABİLİRSİNİZ >>>>>>>>

Kaynak: Bayram Akgül…
Ayrıca bu köyümüze ait www.kurcikkoyu.com sitesine de daha geniş bilgi için bakabilirsiniz.

www.vartositesi.com
VARTONUN KÖYLERİ

03 Eylül 2009 Perşembe

Turk Telekom Varto'yu yok sayiyor !

Tahsilata gelince cellat,hizmete gelince her daim kaçak...
Turk Tele kom Varto'yu "yok" mu kabul ediyor ?
Turk Telekom ile ilgili sıkıntılar ülkenin bir çok yerinde yaşanıyor,çalışan bir şirketin sorun yaşaması veya yaşatması canlı tüm organizmalardaki mantık gibi bir yere kadar normal karşılanabilir; ancak Turk Telekom ve Varto kavramlarını yan yana getirince içinden çıkılmaz ve gerçekten sinirlere zarar bir tablo ortaya çıkıyor.
Özelleştirmeden evvel yani hala sadece Ptt varken, Varto yereli dışında Çaylar , Omcalı, Çayçatı, gibi yerlerde hizmet binaları, ve belli başlı köylerde ise arada bir de olsa açılan temsilcilikleri bulunuyordu.İletişim zorlu, teknik imkanlar kısıtlı ama ona rağmen sorunlar arap saçı gibi değildi.(fakir ama onurlu gençlerin öyküleri gibi).
Özelleştirilen Telekom'un bünyesinden ptt ayrışınca TT tek başına kuru bir ağaç gibi kalakaldı Varto'da...
Önce nahiye( aslında şimdi onlar da köy) lerdeki postaneler birer birer kapatılıp çalışanları merkeze çekildi, sonra adım adım hizmet alınabilecek muhattap bulunamaz oldu.ptt nin çaylar ve omcalı gibi yerlerdeki bürolarını kapatması ilk başlarda büyük sıkıntılar yarattıysa da sonradan insanlar buna da alıştı-Tabi Varto ilçe merkezinde bir fatura ödemek için 1 saat beklediğinizi hesaba katmazsak-...Küçücük bir ilçede fatura ödemek eziyete dönüşürken ptt nin bu konuda çok fazla yapabileceği birşey yok gibi,yeni bir hizmet binası açılıp daha çok personel ile hizmet verilmesi dışında çözüm görünmüyor.
Turk Telekom ile ilgili yaşanan sıkıntılar çok daha büyük.Eski nahiye ve bazı köylerde Telefon santralleri bulunan Turk Telekom'un arıza servisi Varto'da resmen çuvallamış durumda!
Şehir içi olsun köylerde olsun hizmette kusur, "sınır tanımıyor".Kapanan bir telefondan alınmaya devam eden fatura ve sabit ücret ya da arıza kaydı bildirildiği halde aylarca açılmayan telefon mu arıyorsunuz? hepsi bir yerde hepsi Varto'ya özel...
***
İnternetden arıza kaydı bırakabilirsiniz.
Varto'ya gidince ptt'den hemen üst katdaki telekomun arıza servisine arıza için ihbarda bulunabilirsiniz
hepsini yapmak serbest ve mümkün, ama sorununuzun çözüleceğine dair bir garanti bulunmuyor BOŞUNA HEVESLENMEYİN!...
Çünkü Varto'da Telekom bölümünde muhattap olabilecek bir görevli yok resmi anlamda !
Önceki yıllarda sorumlu teknik ve idari eleman bulunduran Turk Telekom müthiş bir buluşa imza atarak Varto'daki bu bölümünü Muş merkeze taşımadıysa eğer, Varto'da bir yerlerde "sırlar dünyasında" hizmet verecek bir yetenekle görünmez kılmış da olabilir...
Ptt'nin hemen üzerinde bulunan telekom tabelası sizi aldatmasın, köylerden veya ilçeden arıza kaydı için de boşuna aramayın sabah ararsınız kimse olmaz, öğlen aradığınızda "arıza"ya çıkmışlardır,bir ara yemekte, sonra paydostadırlar( tabi bunların hepsini kendiniz tahmin etmek zorundasınız) çünkü telefonunuza 100 aramanızdan belki bir tanesine -o da şansınız yaver giderse -günlerden bir gün, herhangi bir saatte cevap alabildiğinizde öğrenebilirsiniz...
Zaten "Arıza" bölümü de "taşerona" verildiği için olur da tesadüfen dışarda tamir sırasında karşılaşırsanız şikayetinizi sözlü olarak dile getirdiğinizde arızadaki telekomcular yapabilecekleri birşey olmadığını o anki asabiyet durumuna göre size izah edeceklerdir.
Sakin ruh halindeyseler, yetişemediklerini söyleyecek, yok eğer terslerine gelmişse gidin şikayet edin diyeceklerdir..iyi de kimi kime şikayet edeceksiniz ? kapıyı çaldığınızda açan kimse yokki , zaten şikayeti idari anlamda cevaplayabilecek bir "kapı" da yok artık varto'da...
O halde şunlara boşuna üzülmeyin;
Telefonunuz aylarca çalışmazsa ( arayanlarınız boşuna uğraşmasın)
Telefon çalışmazsa dert etmeyin siz her ay tıkır tıkır sabit ücretleri hazırlayın bir gün elbet çalışacaktır.
İnternet kullanıyorsanız kesilmesinden hiç şikayet etmeyin, siz her ay kullanmadığınız netin parasını ödeyin elbet bir gün o da açılır!
Telekom değil, biri miri, superonline gibi şirketlere mi abonesiniz internetde? kim size dedi o firmaları seçin diye ? Telefonunuzdaki arıza önemsiz de olsa bekleyişinizin çooook süreceğine yüzde yüz emin olabilirsiniz.Eee önce can sonra canan...
Gerçi Varto'da "çıkmamış can" "can"da kalmamış ki, umut kalsın geriye...
Geçmiş olsun Varto'lunun bu haline...
Hatta hep birlikte arızalı telefonların ve vartolunun talihsiz kaderine El -Faaaaatihaaa !
Haber&Yorum
Veli BEYAZGÜL

31 Ağustos 2009 Pazartesi

Lazonya'dan Varto'ya ; Selma Kociva


Bir „ şarkı sözü denemesi’ nin hikayesi


İnsanı yazmaya götüren , hep yaşamın gerçekleri olmuştur. Benim yazı ve dizelerimde çoğu kez , yaşanılmışın izlerini belli eden bir ‚kurgu noksanlığı’ dikkati çeker. Sizinle paylaşmak istediğim bu şiiri daha çok bir şarkı sözü denemesi olarak düşündüm. Lazcasında ise hece ölçülerine bağlı kalmadan bir ‚Lazca ya uyarlma ‚ denedim.Bu şarkı sözü denemesini Halkların Dostluğu’ Girişimi ile paylaşıp arşivime bıraktım.

Taa ki, Haner Mutlu , www.vartositesi.com ve Gımgım dergisi için benden yazı , şiir talep edene kadar..Hiç görmediğim, adı belleğimde kalmış bu Kasabanın gençlerine ne gönderebilirdim ? Tam da bu noktada geçmişi yad eden bu şiir gelir aklıma. Böylece sizlerle bu dizeleri paylamam mümkün olur.

Gelelim bu şiirin hikayesine,

Bundan iki yıl önce, 29 yıldır beni ısrarla eski yoldaşlara soran, aramızda geçen ‚tatsız’ bir olay üzerine yıllarca ‚ bir özür borcu ‚olduğunu düşünerek inatla arayan Sani yoldaşı beklenmedik bir tesadüf sonucu bulmam , oldukça etkiler beni.

Bu, nerde ise bir ömür kadar olan süre sonrası ,o zamanlar en yakın bulduğum kadın yoldaşım Münibe’ yle de karşılaşmak , yoğun duygular yaşatır bana.. Bunun da ötesinde bir dönemi yeniden gözden geçirmemi gerktirir.

Sivil faşist saldırda ailemim yanında kendimi güvende hissetmediğim için , beni korumaya alan , içinde yer aldığım ‚Gençlik Hareketi’, o zamanlar yaygın olan ‚kollektiv evler’ den birine yerleştirir beni. Bu iki yoldaşımı o dönem yakından tanıma imkanım olur. Devrimcilerin bir çok konuda olduğu gibi kadınlara ve çocuklara karşı koruyucu yapısının çok öne çıktığı bir dönem idi 1978 ler.

Belki de bir gün, o döneme dair acıları/ sevinçleri kağıda aktarmak için bir iç rahatlığına ulaşırım. Böyle bir anı bekliyorum, aynı Fatsa’lar çoğalmasın diye bir kuşağı harcayanların yargılanacağı bir günü yaşamayı beklediğim gibi..

Üç can yoldaşının 29 yıl sonra karşılaşması, inanılmaz bir hikaye gibi dursada, gençliğimizde kaynaştığimiz ‚Gençlik Hareketi’ nin hala yaşamımızı etkilemesi, bir gerçektir. Her birimiz ayrı bir kültür çevresinden gelmiş olsak da bizi bir araya getiren geleceğe dair düşler, öylesine bizi kenetlemişti ki.(Laz, Türk/alevi, Kürt)
Bunca zaman sonra aynı samimiyeti ve kaynaşmayı yaşamak tüm hikayede,en çarpıcı olanı benim için.. Aradan yıllar geçmişti. Yaşama bakışımız, geleceğe dönük düşünceler, siyasi duruşumuz artık aynı değildi.
Geçmişe bakıp da geleceğe dair farklı sonuçlar çıkarmak durumunda olan yetişkinleriz artık. Çocuk yaşta memleket meselelerini yüklenmiş olmaktan çok çok uzakta. Yinede hiç değişmemiş bir şeyler duruyordu.Yaşamın gerçeklerine tutunurken hala bir inat vardı gündemimizde, her günkü koşturmacada sıradışı bir hayatın izleri.

Bu gün hala ortak paydlarda , birlikte üretecek çok şey bulabileceğim bu yıllanmış dostlukları kayda alıp dosyalarımın arasında yer edinmelerini istedim.

Tabii ki onlarla karşılaşmada , geçmişi yad etme tadında sohbetlerin bir yerinde ortaya çıkan bu dizeler , kısa sürede kalemimin ucunda bir şiire dönüşür.Daha sonra, yöremin ezgileri ile söylenebilecek bir şarkı sözüne dönüşür.

Umarım Halkların Dostluğunu anlatan bir Türküye dönüşür,

Anadolu / Kafkasya / Mezopotamya

Halklarının dillerine çevirecek gençlerin dikkatini çeker.


Selma Kociva ,26.7.09

26. 7. 09 Dortmund / Almanya

Halkların Dostluğu Girişimine ,

Sevgilerimle !

Çalışma ve eylemlerinizde başarılar , her kökenden yoldaşlarım !

Tk’vanı

Selma Koçiva



----



Derince’nın Yolların’da !!!



-Münibe ve Sani Yoldaş için-



Derince’nın Yollarında

Yavuklumun kollarında

Kürtçe türküler yükselttık,

Özgürlükler uğrunda !



Lazca ağıtlar yaktık

İbo-yoldaşın yolunda !





Öğrenci Hareketimiz,

Geleceğe yürüyüştü !

Lazi/Kyurdi , aynı safta

Bir çocukça gülüştü !!!


Türkü /Kürdü bir arada

Bir kardeşçe gülüştü !


(İzmit) Derince’nin , tepeleri

Vartolu’lar arasında ,

Gecekondular saraydı

Sani Yoldaş’ın yanında .!!!


Gecekondular palasttı

Münibeyle Halı- tezgahında !



*******



Derince’şi Gzalepe !

- Munibe do Sani şeni -

E verane,Derince’şi Gzalepe

Oroperi şk’imi xe moyodveri,

Lazi/Kyurdi , na p’trağudit xelerı,

Ç’umaneri , ndğalepe k’oresxeri


Oğrenci-Hareket’i şk’uni

Na mulunu ndğalepe şeni

Lazi/Kyurdi ok’ok’ateri

Xeleri , berepe st’eri



(İzmit’i)Derinceşi , rak’anepe

Vartoşa molveri , xelk’i şk’akla

Bacenepe sarayi şk’uni ( ort’u )

Gzamşinepe , şk’imi şk’ala !!!


4.11.07
Selma Koçiva / Dortmund

*Yazının sitemize ulaşmasına aracılık eden Mutlu Haner'e teşekkür ediyoruz.
www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

31 Temmuz 2009 Cuma

Varto'nun koylerinde senlik var !

Vartonun Köylerinde şenlik var! İçine girmek üzere olduğumuz Ağustos ayı ile birlikte çok sayıda köyde şenlik peş peşe düzenlenecek.
Hatta öyleki bazı köylerde bu organizasyonlar gün geçtikçe daha kaliteli hale gelmeye başlıyor, etkinliklerin bir bölümü geleneksel olarak her yıl tekrarlanırken,bazı köylerde ise zaman zaman aralar verildiğini gözlemliyoruz.
Köy şenlikleri bu yıl Badan (Teknedüzü) köyü ile birlikte 30 Temmuz Akşamı (Bugün) start alırken, 01 ve 02 Ağustos günlerinde Oğlakçı ( Kovık) ve sonrasında Güzelkent (Tatan) şenlikleri düzenlenecek.
Badan köyü bu yıl 2.sini düzenleyeceği şenliğe bu yıl "Barış ve Kardeşlik" şenliği adını vermeyi tercih ederken, 3. kez bir araya gelecek olan Kovık'lılar "Golasar",ve Tatanlılar ise 5.Kez düzenleyecekleri şenliğe "Tatan Halk Şenlikleri" adını kullanıyor.
Program akışları şu şekilde;
2 Badan Barış ve Kardeşlik Şenliği:
1-Sunucunun Memleket İsterim adlı şiirle açılış

2-Konuklarımızın takdimi ve hoş geldiniz süreci
3-Köy Muhtarımız Metin Aydoğdu’nun konuşması
5-Yöresel yemeklerin sunulması
6-Ali Bingöl’ün türkü programı
7-Hıdıre Başe’nin kendi bestelerinden oluşan şiirli türkülü programı
8-Grup Hewal’in Programı
----
3.GOLASAR SENLIKLERI ETKINLIK PROGRAMI

1.AGUSTOS 1 GÜN :
* Golasar Ziyaret binasının açılışı (9:00- 11:00)
* Davul-Zurnalı “TURA YALE GOLE” (17:00-18:00)
* KOV-DER Baş.Yard. Orhan YUVANÇ ve OGLAKÇI (KOVIK) KÖYÜ YARDIMLASMA VE DAYANISMA DERNEGI Başkanı, Niyazi SAHIN’ in köyün sorunları ile ilgili söyleyişi (19:00-20:00)
* Geçmişten günümüze Slayt gösterisi (20:00-21:30)
* Konser "Fırat Güneş" (21:30-24:00)

2.AGUSTOS 2 GÜN:
* Hediye çekilişleri (18:00- 19:00)
* Çetin AKGÜL ile şiir dinletisi (19:00-20:00)
* Konser "Veroc" (20:00-22:00)
* Davul-Zurnayla halaylar
* Havai fişek gösterisi ile kapanış
----
5.GELENEKSEL TATAN HALK ŞENLİKLERİ
Bu şenliklerin 10 günlük bir sürece yayılması ön görülürken,
Konser,
Film Gösterisi,
Tiyatro,
Panel,
Sergi,
Slayt&Sinevizyon
Şiir Dinletisi,
Geleneksel Piknik
ve değişik sürprizlerin yer alması kesinleşirken, ayrıntılı programın daha sonra açıklanacağını da eklemiş olalım.
Bu üç köyümüzün yanısıra etkinliklerin köylerdeki sosyal hayata renk getireceğinin bilinciyle darısının tüm diğer köylerimizin başına olmasını diliyor, etkinlik düzenleyecek tüm dostlarımıza başarılar diliyoruz.
KAYNAKLAR:
www.badankoyu.net , www.kovik.de , www.vengetata.com

www.vartositesi.com
VARTONUN ÇIĞLIĞI

30 Temmuz 2009 Perşembe

Hizir cesmesine onlarca oturma banki


Yıllardır büyük ihtiyaç duyulan oturma bankları konusundaki talebi sözlü olarak bir sohbet esnasında Kocaeli Büyükşehir Belediyesinde çalışmakta olan Mutlu BEYAZGÜL' e ileten Nazım UZUNBOYLU'nun bu talebi gerekli noktalara sunuldu.Uygun görülen bu talebe cevaben onlarca Bank ve çok sayıda masa İzmit'den Varto'ya doğru uzun bir yola çıktı.
Geçen hafta içerisinde Varto'ya ulaşan bu banklardan 5 adeti Varto Cemevine,5 Adeti Tatan Kültür Evi'ne 6 Adeti Çaylardaki Taziye ve Hayır evine,20 adeti ise Muskan köyünde bulunan Xızır çeşmesi ziyaretine bırakıldı.Xızır çeşmesindeki banklara ilaveten yemek masaları da gönderildi.
Malzemesinin tamamen ahşap mobilyadan yapıldığı bu bankların doğa ve insanla barışık yapısıyla uzun yıllar halka hizmet noktasında önemli bir ihtiyaca cevap vereceği aşikar.
Bu çalışmada emeği geçen herkese Vartolular adına vartositesi.com adına selamlarımızı sevgilerimizi ve teşekkürlerimizi sunmak istiyoruz.
Bu haberin FOTOĞRAFLARI
(Fotoğraflar Devrim UZUNBOYLU arkadaşımız tarafından iletilmiştir.)
www.vartositesi.com

29 Temmuz 2009 Çarşamba

ANASAYFA 'ya dön <<<

Slayt Gösterisi

Loading...

Labels

Uncategory

Vartonun Çığlığı Vartositesi.com anasayfasına ulaşmak istiyorsanız lütfen buraya Tıklatın <<<<<

Healths

Blog Widget by LinkWithin

Downloads

Blog Widget by LinkWithin

Facebook' ta Paylaş

Yorum Yaz Sitene Sahip Çık !

Yorum Yaz Sitene Sahip Çık !
Okuduğunuz haberlere yazacağınız yorumlarla düşüncelerinizi paylaşabilir, böylelikle sitemize olan desteğinizi kendi içinize saklamak yerine bizlerle ve dostlarımızla paylaşabilirsiniz.Lütfen okuduğunuz haber veya yazılara dair düşüncelerinizi o haberin altında bulundan yorum gönder butonuna tıklayarak göndermeyi unutmayın.-www.vartositesi.com

ANASAYFA <<<

Üniversitemizi İstiyoruz

Sitemizi takip edenler

Sitemizi takip edenler

Labels

Archive

www.vartositesi.com --< Anasayfaya dönmek için tıklayın
---------------------------------------------------Varto sitesi banner -----------------------------vartositesi banner